Ne tuhaf, duygularımız elbiselerinden sıyrılıp soyunduğunda, kendilerinden çok düşmanlarına benziyor. Olduğu şeyi olmadığıyla gizlemeye çalışıyor insan. Babamın, korkusunu öfkesiyle örtmeye çabalaması gibi.
Ortada bir anne varsa, gözünüzün içine şefkatle bakıyorsa, hayat size böyle fevkalade bir lütufta bulunuyorsa, gerisi artık o kadar da mühim olmuyor. İnsan bunun kıymetini çocukken pek bilmiyor da, o anneyi bir kere yitirdikten sonra, hani belki rüyama girer umuduyla kendini zorlayarak uyumaya çalıştığı yıllar boyunca, kafasına dank ede ede anlıyor
İnsanlar öyle çiçekler gibi kendi başlarına, zararsızca yaşayamıyor. İlle biri düşürecek seni. Düşmeyi sevmiyorum. Bu Ev'e geldiğimden beri kendimi hep bir yerlerde çok kötü düşmüş ve hala kalkamamış gibi hissediyorum.