Gülay

Kendimi öldürmeyecek olsam bile, kendimi öldüre bileceğim bir yerde bulunmak istemiştim
Reklam
Suçluluk bataklık gibi pis bir duygu, girersen gömülürsün. İnsan kendine öyle abanmamalı.Onun için mi ha bire özür dileyip duruyorsun? dedim.
Alışmak böyle bir şeydi belki ya da insan taklit ettiğine dönüşüyordu belki sonunda. Canan en başından beri deli miydi, deliymiş gibi yapan bir cin fikirli miydi, yoksa deliymiş gibi yapa yapa sonunda sahiden delirmiş miydi, bunu bilemiyorum. Bütün seçenekler acıklı görünüyor bana. Yine de onunla birlikteyken ağız dolusu gülüyoruz hep. Yorgun ama gösterişli roman kahramanları gibi. Canı çok yanan ve acısını kahkahalara saklayan gerçek insanlar gibi. Kahkahayla gözyaşının birbirine nasıl da benzediğini öğrenmek zorunda kalmış bütün zavallılar gibi. Gülüyoruz. İçimizdekini kimse bilsin istemiyoruz. Herkesten saklıyoruz. Bazen kendimizden bile
Yaşımdan çok erken çöktüğümün farkındayım ama zaten insanı yaşı değil, hayatı yaşlandırıyor. Bazen yaşadıkları, bazen de yaşayamadıkları. Kuracak hayali kalmayan, otuzunda bile doksanına varabiliyor. Önce ruh pörsüyor,sonra beden de ona uyuyor. Bunu maalesef kendimden biliyorum. Gençken, önümde uzanan ouzun yola bakardım
Solgunluğun müsebbibinin, karaciğer filan değil, lüzumundan erken gelen ihtiyarlık olduğunu kabul etmek mecburiyetinde kaldım. Delidolu bir hayat sürüp çabucak yıpranmak değildi benimki; aksine, durduğum yerde hızla eskidiğimi anladım.
Reklam