Yalnız kalmaktan korkuyorlardı; şeytanların üşüştüğü karanlıktan, pot kırmaktan, Tanrı'nın yargısından, başkalarının ne diyeceğinden, her şeyi cezalandıran mahkemelerden, risk alıp yenilgiye uğramaktan, kazanıp başkalarının kıskançlığına katlanmak zorunda kalmaktan, sevip de reddedilmekten, maaşına zam istemekten, bir daveti kabul etmekten, bilmediği yerlere gitmekten, yabancı bir dili konuşamamaktan, başkalarını etkileyememekten,
yaşlılıktan ve ölümden, hatalarıyla göze çarpmaktan, meziyetleriyle göze çarpamamaktan, ne hatalarıyla ne de meziyetleriyle göze çarpmaktan.
Korku, korku, korku.
Yaşam, giyotinin gölgesinde bir terör rejimiydi.