Celile Hanım, dünyada erkeklerin sebeb-i vücudunu anlayamıyor, hatta onları fuzuli mahluklar şeklinde telakki ediyordu. O kadar ki çok zamanlar, ayda bir Hacı Necmi Bey'e gitmek üzere sokağa çıktığı zaman sokakta erkekleri gördükçe mütezayit bir hayret hissediyor, adeta dünyada nasıl olup da bu kadar erkeğin bulunduğuna şaşıyordu.
Sen kelimesi onun nazarında uşak, külhanbeyi, tulumbacı lisanıydı. Harf eşkaliyle meşgul olan dimağı öyle zannediyordu ki ''sen'' kelimesi çıktığı takdirde ''sen'' kelimesindeki ''sen''in dişleri bir testere gibi dudaklarını parçalayacak ve ''n'' kelimesi dudaklarında ''s'' kelimesinin dişleriyle açılan şerhaları, bir çengel halinde aşağıya doğru ve çıkıp girerek kendisini mustarip edecekti.
Müşfik, oğlum, iki gözüm, onlar bizi bu dünyanın bu şehrinde bir deniz olduğuna ve içinde balıkların yüzdüğüne inandırmaya çalıştılar, bense sana aslında bu dünyanın bomboş bir leğen, bomboş bir kova olduğunu ve ne kadar da iyi baksan, hatta başını bu leğenin içine soksan dahi yine de hiçbir balığı göremeyeceğini anlatmaya çalıştım. Bunu anlayabildin mi? Oğlum, canım, güzel balığım, bu leğenin içinde su bile yok nasıl balık olsun, bunu görebildin mi? Bir tanem, istiridyem, yosunum, balık diye bize yutturmaya çalıştıkları her şey bir boğulmaydı, balık diye bir şey yok sadece boğulmak var, inan Behice'yi ben öldürmedim. İşte bu yüzden Behice'yi ben öldürmedim. Boğuldu o.
''Sadece ikimizin arasında bir bağ kurmak için bu denli karışık ve kapalı anlatıyorum'' derdim. ''Sen anlattıklarımı sahiplenip başka yerlerde sözünü etme diye. Bu kadar kolay yutma diye. Eğer olacaksa ikimizin arasında acıdan bir sezgi, büyüyecekse dinlediklerinin bütün sesleri, sadece bu şekilde anlatmayı becerebildiğim için değil, bu şekilde ancak anlatırsam ikimizin arasında, yalnız ikimizin arasında yaşayacaktır diye. Karmaşık ve üstü örtük olsa da anlattıklarımı sokaklarda alnında gezdirmeyesin diye. Anlamıyor musun, her şeyin olmaya çalışıyorum senin. Benim sana anlattıklarımda kendinden bir şey bulamayasın diye bu kadar kapalı anlatıyorum ben.''