m.

Çünkü zaaflar ve zayıflıklar, yaradılıştan beri insanın mayasında durmaya devam ediyordu.
Sayfa 149·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Her ölümlüye diz çöktüren o duyguyu tanıyordu artık Yıldız.
Sayfa 120·Kitabı okudu
1000Kitap
Yaşadığım kara kıştan, beyaz bir düşle dönüyordum.
Sayfa 400·Kitabı okudu
Göğsüm bir kafes, gönlüm içinde bir kuş olmuştu.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Umay Ana
Umay, Orhun Yazıtları'nda melek/tanrıça gibi bir anlam karşılığında kullanılmıştır. Uygurca bazı eski metinlerde de bulunur. Türk kökenli halklar "Umay Ana" diyerek geniş anlam yüklemişlerdir. Aradan uzun zaman geçince Umay, Orta Asya ve Sibirya mitolojilerinde sadece Tanrıça gibi değerlendirilir. Kelimenin kökeninin Tunguzca ya da Moğolca olduğu bildirilir. Bu dillerde ana rahmi anlamına gelir. Divanu Lugati't-Türk'te “kadın doğurduktan sonra çıkan son" (plasenta) anlamındadır. Yine Farsçada Hüma kuşundan (devlet/cennet kuşu) geldiği ileri sürülmüştür. Doğurganlık Tanrıçası olduğu için annelikle ve çocuklarla ilgili olaylarda geçer. Orta yaşlı olup, üç boynuza sahiptir. Doğacak çocukları belirler, iyilik yapar. Kadınları, çocukları korur. Elbisesi beyaz, saçları gümüştendir. Yeryüzüne bereket getirdiği gibi etrafına ışık saçar. Gökyüzünde yaşasa da bazen yeryüzüne iner. Yanında güzel bir at ya da kuğu bulunur. Hamile kadın ve gebe hayvanları koruduğuna inanılır. Yeni doğan çocuğun gülümsemesi Umay'ın geldiğine işaret eder.
Sayfa 48 - Kronik Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam