Hayır, su su değildir. Bakın diyorum yargıca, bakın şu sürahiye. İçindeki suyun elini kolunu bağlamışlar. Şöyle kendiliğinden kıpırdanmaya kalksa yada aklına esip bardağa dökülürken neşeli bir ıslık çalacak olsa, duruşma düzenini bozduğu için onu paylayacağınızı biliyor gibi.
Bir de, nisan güneşinde kayısı ağacının altına kurulmuş sofrada üçüncü kadehi süt buğusu ediveren suyun keyfini düşünün. Hoplayıp sıçrar, yarısı bardağın içine giderse, yarısı çevresine saçar kendini. Paylanmak ne kelime, her damlasında bir göz pırıltısı saklıdır sanki.
Susuzluklar da, sular da bin bir türlü.