Gül Baysal

Gül Baysal
@gulbysll
Doktor
Isparta
Antalya, 18 Temmuz 1994
34 okur puanı
Nisan 2024 tarihinde katıldı
Kitaplık, aslında insanın zihninin vitrini gibi. Kimi bakıp “Hepsini okudun mu?” diye sorar; oysa mesele hepsini okumak değil, biriktirmek, izlemek, zamanın akışına tanıklık eden satırları evinde konuk etmektir. Bazı kitaplar okunmak için değil, elde tutulmak, gerektiğinde açılıp tek bir cümlenin altını çizmek, bir anıyı canlandırmak için vardır. Bazılarıysa henüz okunmadığı hâlde insanın zihninde şimdiden yer etmiş olur: “Bir gün sıra sana gelecek” diye fısıldar. Biriktirmek, yalnızca nesneleri değil; hayalleri, ihtimalleri, beklemeleri de saklamaktır. İzlemekse bu birikimin insanın gözleri önünde birer manzaraya dönüşmesini. Dolayısıyla “Hepsini okudun mu?” sorusu bana artık naif bir yanılgı gibi geliyor. Asıl mesele, kitaplığın karşısına geçip o sessiz kalabalığı seyredebilmek. Çünkü her raf, bir yazarın zihnine açılan pencere; her kapak, zamanı aşan bir davetiyedir. Pazar günleri benim için işte tam da bu: kitapların arasında dolaşmak, okumadıklarımı da okuduklarım kadar sevmek, biriktirmenin ve izlemenin keyfini sürmek.
Reklam
Aytmatov'un En Sevdiği Eseri
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 150. kitabı
Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek, Cengiz Aytmatov'un çok bilinmeyen ama bence olağanüstü, mükemmel yani edebiyat dünyasına tam göbekten gelip oturmuş ve kendi tahtına kurulmuş bir eserdir. Tabii bunu bir Refik Özdek çevrisinden okumalısınız. Yani Ötüken Neşriyat’tan. Birkaç yayınevi daha bu kitabı çevirdi ama maalesef güzel çevriler değil; en iyi çeviri Refik Özdek'e ait olan çeviri. Maalesef bu ülkede Cengiz Aytmatov gibi bir ismin eserlerini çeviren bazı yayın evleri bu eserin kapağına bir tane deniz, denizin kıyısında da ufka bakan bir köpekle birlikte çizip kapak diye koymuşlardı. Oysa hikayede köpek falan yok, deniz kıyısında koşan ala köpek dediği de bir köpek değil, denizin üstünden karaya doğru baktığınızda karşıda bir dağ var, o dağın duruşu sanki denizin kıyısında koşan bir köpeği andırdığı için böyle deniyor. Aytmatov deyince aklımıza gelen bozkırdır. Kırgızistan'ın, Kazakistan'ın uçsuz bucaksız bozkırları… Çünkü Cengiz Aytmatov bozkırın kalbidir. Çünkü Cengiz Aytmatov bozkırın ruhudur. Çünkü Cengiz Aytmatov bozkırın kendisidir. Bu öyküde ise deniz var. Kuzeyde bir deniz. Krisk isminde bir çocuk vardır. Atası yani dedesi Orhan Ata ve amcasının oğlu ama yaşı olduğu için bir anlamda amcası olan Mılgın ve babası Emrayin birlikte bir gün sandala binerler ve açılırlar. Uçsuz bucaksız denize fok avlamak üzere giderler ve hikaye burada başlar. Çünkü o bölgede kendini bir erkeğin ispat edebilmesi, artık erkek olduğunu gösterebilmesi için fok avına çıkmalı, o avdaki mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmalı ve geri dönmelidir. Ama derken bir gün sandal gittiğinde birden etraflarını uçsuz bucaksız bir sis kaplar. Yön kavramı tamamen ortadan gitmiştir. Günler, günler, günler geçer artık deniz kenarında koşan ala köpek dağının istikameti de kaybolmuştur. Hedefi olan adalar
Deniz Kıyısında Koşan Ala KöpekCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,8bin okunma
“Odamda tek başıma olmayı diledim; kitaplarımla baş başa, bu insanlardan uzakta.” 🪁 • Khaled Hosseini | Uçurtma Avcısı
Edebiyat
kaderi olan biri varsa o bir erkektir. kendisine kader tayin edilen biri varsa o bir kadındır.
Sayfa 13 - İthaki Yayınları
9/10
·268 syf.··
2022 24. kitabı
Yazarın otobiyografik romanı. Gerçi ne kadarlık kısmı gerçek ne kadarı kurgu bu tam olarak kestirilemiyor fakat ortada bir gerçek var ki baba şiddeti ile geçen bir çocukluk, yoksul banliyölerde zor bir hayat ve alkolizm… Bunların Charles Bukowski ‘ yi Bukowski yapan temel koşullar olduğunu biliyoruz. Karakterimiz Henry Chinaski, her olay ve olguya yüzeysel yaklaşır gibi görünse de akabinde şaşırtıcı bir duyarlılığa sahip olduğu görülen, kabadayı, münzevi, iflah olmaz bir serseri ve bir nevi anti-kahraman. Romanın otobiyografik olduğunu bilmeseniz kahramanın bir seri katil ya da azılı bir mafya tetikçisi olacağını düşünebilirsiniz. Oysa Chinaski’nin tek bir planı var: Yazar olmak. Çocukluktan itibaren onunla çıktığınız bu yolculukta bazen zafere ulaşmasını bazense belasını bulup birinin onun ağzını burnunu dağıtmasını arzuluyorsunuz. Esere duyduğunuz hayranlık da sanırım bu noktada başlıyor.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Reklam