Bu kitap hakkında ne hissettiğimi veya düşündüğümü tam olarak kestiremesem de yorumlamaya ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Ama özetle, bana hissettirdiği şeyler sanki bazı konuların çok eksik kaldığı yönündeydi.
Öncelikle kitaba başladığımda beni kendine çok çabuk çekti ve bırakmak istemedim. Uzun süren bir reading slump (okuyamama durumu) yaşıyorsanız bu kitap size çok iyi gelebilir fakat bir süre sonra tekrarlayan kelime ve cümle yapıları da tat kaçırabilir. (Özellikle birkaç bölümde, ard arda sıralanmış sayfalarda üç dört kez okumak biraz can sıkıcı.)
Kitapta birkaç yazım yanlışı ve cümle tekrarları vardı fakat arka arkaya sıralanan cümlelerde değil, bu yüzden sanki yazar taslağın üzerinden geçerken birkaç şey daha eklemek istemiş ama eski cümleyi silmemiş veya düzenlememiş gibi hissettiriyordu. Bu basım hatası da olabilir ama yine de okuma zevkinizi baltalayan bir sorun ve can sıkıcı.
Son olarak hikayenin sonu. Spoiler vermeden anlatmam gerekirse beni çok tatmin etmeden bitti. Elbette güzeldi, çok ucu açık tahmin edilemez de değildi ama bazı dönemlerde kitabın sonunu tahmin etmek istemezsiniz. Hayatı değişecek mi yoksa başından beri okuduğumuz gibi biri olarak kaldı mı, uyum sağlayabildi mi onu da görmek isterdim. Belki son bir bölüm daha eklenebilir ve bir süre geçtikten sonraki bir gününü veya hislerini okuyabilirdik. Sonunu tatmin edilebilir bulanlar ister okur ister okumazdı. Yine güzeldi fakat biraz havada bitti gibi hissettirecektir ,benim gibi, çoğu okura.
Tüm bunların dışında güzel bir kitaptı ama hayallerini yaşadığı bi kısım veya onun için daha net adımlar attığı bir bölüm isterdim. “ Çavdar Tarlasında Çocuklar” kısmının kitaba anlam vermesi dışında da yer edinebilmesini yani. Biraz o kısmı okumayı da isterdim kısaca.