Büyük Umutlar'ı 3. kez bitirdim. İlk okuduğumda 14 yaşındaydım ve pek beğenmemiştim. İkinci okuduğumda 21 yaşındaydım Estella'yı hiç anlamamıştım. Ve nihayet 35 yaşında 3. kez okuduğumda Joe'ya çok üzüldüm. Öyle bir eser ki, hayatın hangi döneminde okunursa ona göre başka tat veriyor. İnsan doğasının hangi yılda ve coğrafyada yaşarsak yaşayalım hiç değişmediğini, insanın insanın sınavı olduğunu gösteriyor. Büyük Umutlar, aynı zamanda büyük hayal kırıklıkları ve büyük nankörlükler barındıran bir kitap. Her ne kadar kitabı Pip 'in ağzından okusak da, diğer karakterlerin derinlemesine çözümlemesinin yapıldığı bu kitapta her bir kahramanla empati kurabilmek çok kolay. Estella'nın aslında kötü olmadığını, sadece yetiştirenin onu bir intikam aracına dönüştürdüğünü; Pip'in Estella yüzünden çok farklı bir karaktere büründüğünü aynı zamanda ne kadar parası olursa olsun üzerindeki aşağılık kompleksini bir kenara bırakamadığını gördüm. Kim bilir belki ablası ona sürekli şiddet uygulamasa veya azarlamasa bambaşka bir Pip karakteri ortaya çıkardı. Öte yandan Pip'i koşulsuz şartsız seven Joe, bu nankörlüğü hak ediyor muydu? Onun yerinde bir başkası olsa Pip düştüğünde yine yanında olur muydu? Peki ya Provis? İyi miydi, yoksa kötü mü? Suç makinası mıydı yoksa hayat mı onu bu yola itmişti? Gibi birçok düşünce ile bitirdim kitabı. Kimbilir belki kitabı 50 yaşımda okusam, bu defa da bambaşka düşünceler aklıma gelecek... Derin ve okunması gereken bir eser. İzlemek isteyenler için, kitabın filmi de bulunuyor.