Kendimi bildim bileli; yıl, 12 ay bir katliamın yasını tutarız.
Çorum 'da Maraş'ta Sivas'ta ,Tunceli'de, İstanbul'da ... yıl 12 ay!
Hunharca alınan canların acısı yüreğimizin en derininde ,bütün acısıyla ...
Bilmem neyin bedelidir ödetilen. nedir istenen... Bilmem daha kaç can,kaç
baba kaç ana , kaç çocuk
Bilmem daha kaç güzel insan terk edecek yuvasını .
O kadar alışmışız ki bir insanın öldürülmesine, sadece detaylarla ilgilenir olmuşuz. Nasıl öldürdü? Neden öldürdü? Ölen kim? Sanki bütün bunların bir önemi varmış gibi. Sanki ölen o insanın ölümü normalmiş de sebepleri ,isleniş şekli önemliymiş gibi. Sanki katile sorulan 'Neden yaptın 'sorusunun yanıtı önemliymiş gibi. Hayır! 'Neden' 'kim ' 'nasıl' diye sorulmamali . Çünkü o Neden sorusu ve cevabının bir önemi yok,olmamalıdır. O sorular bizleri duyarsızlaştırıyor. Manşetlere atılan o başlıklar , verilen o cevaplar algımıza işliyor ve bir kabul oluveriyor.
Ve son bir şey daha bugün her an canımızdan olabileceğimizi öğrendim.