İçine doğduğum bu toplum neye inanmamın doğru olduğunu düşündüyse ona inanarak yaşadım, inandığım şeyin ne anlama geldiğini hiç bilmesem de. Yani evet Müslüman'ım, tüm duaları ezbere bilsem de inanmamı istedikleri şeyin anlamını, özünü aslında bilmiyorum.
Tanıdık topraklarda eve doğru ilerlerken aşık olduğu şehri gördü yeniden. Herkesin kendisi olabilme gücünü bulduğu ya da herkese kendisi olabilme gücü veren şehir.
Kadın olmak. Bir zekaya verilebilecek en eşsiz destek, büyük bir üstünlük. Bu üstünlük, annelik içgüdüsü ya da anne olabilme zırvalıklarından dolayı değil, içindeki zehre, ondan bir panzehir yaratabilecek kadar sahip olmakla alakalı bir güç diye düşünürken karşısındaki kadının zavallılığı midesini bulandırdı.