Sırtında paltosu olmayan
Kış ortasında kalmış bir adamın soğuk telaşıyla
Eşdeğer olan hangi histi?
donmuş kirpiklerinin gölgesi yüzüne vururken
hissizleşecek kadar kurumuş teninde
bir yığın ümitler ağacı ışıldıyordu
Soğuk gözleriyle
Bir kadının gülümseyen fotoğrafına dikmişti gözlerini
yaşları göz bebeklerinde kurumuş gözlerini
Soğuğun kaskatı kestiği gözlerini
Birikmiş özlemlerinin
Hesabını yapıyordu sanki
Ne önemi vardı ki
Bir anlık özlem de
Yıllar süren özleme denkti
Ama nasıl atıyordu kalbi
Kara kışı yarıyordu sanki
Fotoğrafın elinde titreyemeyişini izliyordu sonra yorgun gözleriyle
Buz kesmiş dudaklarını yaklaştırıp
Mavi keten gömleğiyle
Üzerinde umudu taşıyordu
Yavaşça kalbinin üzerindeki
Işıldayan küçük cebe koydu fotoğrafı
Öyle çaresiz
Öyle suskun
Öyle hasret-zede
-glc
çığlık çığlığa sustuklarım,
uğraştığım açmaya
o kapalı kutular
Özlemek, yüklemlerin en tekili
yalnız ve tekçe güzel kelimeler
senin ağzından
yalnız ve tekçe güzel
çiçekler senli baharda
Ve kar ancak senin üzerine
yağabilir bu kadar aşkla
bağırdıklarım, duymadıkların...
bir köz halinde bıraktığın
yüreğim,
çığlıklarla sustu sana.
defalarca
-glc
duydun mu sana uyandığımı,
geceden
umutlara büründüğümü,
koyu karanlığı örttüğümü üstüme.
bir duymamışlığın hikayesi bu.
duydun mu
senertesilere sığınmış umutlarımın sesini?
yersiz kalbimin,
sonbahar yaprağı gibi kavuştuğunu toprağa
başka bahara kalışını umutların
bir duymamışlığın hikayesi bu.
-glc