Gül

Gül
@gullkara
“Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok.”
“İnekten buzağısını, buzağıdan da kendi gerçek besinini çalan süreci anlatmak biraz zaman aldı ve konuşma bizi et sektörüyle ilgili başka bir tartışmaya götürdü.”
Sayfa 61
Konu özelinde meraklısına hayvan etiği, türcülük, endüstriyel hayvancılık ve insan-hayvan ilişkisini sorgulatan kitap ve belgesel önerileri bırakmak isterim; •Etin Cinsel Politikası - Carol J. Adams •Hayvan Özgürleşmesi •Neden Veganım Belgeseller: •Earthlings •Cowspiracy
“Halk arasında dolaşıp herkesi dinlerken kadınların memleket meselesinde erkeklerden daha hassas olduklarına inandım. Hepsi birden tehlikeyi anlamıştılar. Çünkü onlar, siyasi sebepleri anlamasalar bile, yurtlarının tehlikeye girmesine karşı derhal isyan ediyorlardı.”
Sayfa 21 - Can Yayınları
Türk kadınları, tarih boyunca vatan savunmasının sadece tanıkları değil, doğrudan taşıyıcıları olmuştur. Onların mücadelesi sadece savaş alanıyla sınırlı değildir. Evde, köyde, şehirde; yoklukla, korkuyla ve kayıpla da savaşmışlardır. Her koşulda “yaşatmak” ve “korumak” içgüdüsüyle hareket etmiş, bir milletin dağılmasını engelleyen görünmez bir omurga olmuşlardır. Kara Fatma, Şerife Bacı, Nezahat Onbaşı ve Halide Edip Adıvar gibi isimler bu mücadelenin farklı yüzlerini temsil eder. Kimisi cephede silah taşımış, kimisi cepheye mermi ulaştırırken donarak hayatını kaybetmiş, kimisi kalemiyle halkı ayağa kaldırmış… yazarken bile tüylerim diken diken oluyor, kalbimde koskocaman bir gurur ve de birlik duygusu oluşuyor onlardan bahsederken. kadınların ortak noktası yalnızca savaşta bulunmaları değil; vatanı bir fikir değil, yaşanan bir sorumluluk olarak taşımalarıdır. Bu nedenle vatana duyduğumuz saygı ve sevgi sarsılmaz bir aidiyet içinde gelişiyor. En yüksek sesle haykırmaktan gurur duyuyor ve de hazımsızlık yaşayanlara tekrar ediyoruz: NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! 🇹🇷🇹🇷
Kırılgan Ego’nun “düşman” üretimi:
“Kadınlara karşı o güne kadar olan katı düşmanlığı onlardan layıkıyla yüz bulamadığından kaynaklandığını anladı.”
Sayfa 75 - Anonim Yayıncılık
Edebiyat & Roman
Erkek egosunun kırılganlığı ve onay ihtiyacı bazı durumlarda gerçekten belirleyici olabilir; reddedilme bazı erkeklerde saldırganlığa, şekilciliğe ya da kadınları kontrol etme isteğine dönüşebiliyor. Kadınların görünüşü, yaşam tarzı ve seçimleri üzerinden kurulan sert eleştirilerin bir kısmı da bu kırılganlıktan beslenebiliyor. Ancak kadınlara yönelen düşmanca ya da denetleyici tavırlar, sadece bireysel reddedilme deneyimlerinden değil; aynı zamanda öğrenilmiş toplumsal normlardan, erkekliğin üstünlük üzerinden kurgulanmasından ve kontrol etme alışkanlığının normalleştirilmesinden de beslenir. “Düşman” yaratımı zihniyetlerin karanlık köşelerinden sızan sinsi bir gölge.
“Bu memlekette kızlar için ayıp olmayan ne var acaba?”
Sayfa 73 - Anonim Yayıncılık
Edebiyat & Roman
Bu alıntıyı yaparken aklıma şu geldi: “Dinden kadını çıkart, konuşacak tek şey bulamazlar; siyasetten dini çıkart, tek oy alamazlar" Ayıplar, yasaklar, günahlar bile insanların elinde eritilip yeniden şekil verdikleri bir şeylere dönüşebiliyor. Birilerine kendi yaşam şeklimizi dayatmadan da var olabileceğimiz fikri öylesine uzak bir düş gibi ki; başkasının kimseye zararı olmadan istediği şekilde var olması bile “tehdit” olarak algılanması için yeterli sayılıyor. Çünkü insan, kendisi gibi olmayan ve de davranmayan herkesin düşmanı.. İnsanlar farklılığı tehdit gibi algılayınca, ahlak dediği şey çoğu zaman vicdandan çıkıp denetime dönüşüyor. Bir nevi “benim gibi değilsen yanlışsın” refleksi.