Çünkü bazı sızılar bir defa başladımı artık geçmiyor. Bazı yaralar hiç kapanmıyor. Bazı eller bazı saçları okşamayınca, bu minicik, aptal, önemsiz şey yaşanmayınca, bazı hayatlar geri dönüşsüz biçimde tarumar oluyor. Belki siz bunu bilmiyorsunuz. Umarım hiç öğrenmezsiniz. Bazı durumlarda sadece bilmeyenler yaşamayı beceriyor. Hayatta kalmakla yaşamayı becermek aynı şey değil.
“ Senin o karanlık dediğin şeyden herkeste var canım. Alayıda karanlığıyla yaşayıp karanlığıyla ölüyor. Televizyonda söylüyorlardı geçen, karadelikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık, kötülük bu türün hamurunda var.”
Hayatı, gideceğini başından beri bildiğim ama için için beni bırakmayacağı ummayı seçtiğim bir serserinin rüzgârına kapılır gibi yaşadığımı ancak o zaman kavrayabildim. Onu sandığım dan fazla önemsediğimi de.
Bir sevgiliyi titreyerek beklemiş herkes bilir, İnsan onun geldiğini kör olsa gene anlar. Rüzgârın soluğundan, havaya dağılan ıtırdan, yere düşen gölgelerin uzayışından bilir, görür, işitir. Ama ben gözlerimle gördüğüm halde karşımdakinin o olup olmadığından bile emin olamadım.