Falih Rıfkı Atay ise, o tarihi günü şöyle tasvir edecekti:
"Yakup Kadri'yle birlikte İzmir limanına girdiğimiz vakit, şehrin tamamen bizim elimizde olup olmadığını bilmiyorduk. Tabyalarda Türk bayrağını görünce duyduğum sevinç, bir bayram sabahının çocuk çırpınışıydı. Herkesin boynuna atılmak, sarılmak, herkesle bağrışıp ağlaşmak istiyordum."