Her zamanki kalemi ile yazar bir kaybolur hikayesinden ne çıkacak acaba merakıyla okuttu tüm kitabı. Acaba nasıl bir dersle bitecekti?
Eyüp’ün Kaçışı veri dağların hatırlanması ne kadar sarsıcı olabilirdi? Kitap ilerledikçe Rüyalarımızın her şeyi ortaya çıkaran sihirli bir değnek olduğu gerçeği çıktı karşıma. Rüyalar anlatılmaz mıydı gerçekten? Oysa hepsini anlatmak, haykırmak gerekmez miydi? Doğduğumuz andan itibaren gördüğümüz rüyalar Toplamıydı aslında hayat.
En çarpıcı kısım ise aslında dışlanmış bir çocuğun kendisini dışlayanları suçlayarak geçirdiği hayatta, en çok kötülüklerden korunmaya çalışılan kişi olduğunun ortaya çıktığı kısımdı. Hayatımız boyunca bizi dışlayanları suçlarken bu ihtimalin doğruluğu karşısında yepyeni bir bakış açısı geliştirdi beynimde.
Ve sevmek… Sevdiğinden haber alamadığında kendisini terk edildiği acısı mı ağır basmalı, yoksa giden kişiye mi endişelenmeli insan? Gerçek sevgi hangisi?
Yine rüyalarda bulmak ümidiyle tüm gerçekleri…