Sizi anlamayacak insanlar için nefsinizi tüketmektense onları kendi kirli dünyalarında, inandıkları kör düşüncelere mahkûm etmek çok daha acı vericiydi. Onları karanlığa bırakıyordum, gerçeğin ne olduğunu hiçbir zaman bulamayacakları kadar kuytuda debeleniyorlardı, aydınlığın varlığından bile bihaberdiler.
Geçmişini bilmediğiniz birinin şimdisinden kolayca söz etmek fazla acımasızdı. Ne yaparsanız yapın, bir insan onu görmenizi istediğiniz kadar vardı. Ve bilirdim ki herkesin içinde, izi geçmeyen yaralarını saklayıp kimseye göstermediği çocuk bir ruh yaşardı, iyileşmeyeceğini bildiğinden çaresizce üstünü kapatırdı.
Rüzgâr oluvermiştim ben. Hayatın bütün zorluklarına karşı yılmadan ayakta duran, gün gelip fırtınalar estiren, kendi kaderini baştan çizen o kuvvetli rüzgârdım.