Osamu Dazai bu kitabı yazarken bir hikâye anlatmaz;
bir insanın yavaş yavaş kendinden vazgeçişini fısıldar.
İnsanlığımı Yitirirken, toplumun ortasında yaşayıp ona hiç ait olamamanın, gülümseyerek saklanan bir çöküşün güncesidir. Yozo, başkalarına benzemeyi öğrenmiş ama kendisi olmayı hiç başaramamış bir karakterdir. Maskeleri ustalıkla takar, güldürür, uyum sağlar… fakat iç dünyasında derin bir yabancılık büyür. Asıl trajedi de burada başlar: İnsanlara değil, kendine bile ulaşamamak.
Dazai’nin dili sade ama acımasızdır. Okurken bir an durup “Bunu ben de hissettim” dediğiniz cümleler yakalar sizi. Kitap, depresyonu dramatize etmez; onu sessiz, ağır ve gerçek bir biçimde sunar. Bu yüzden rahatsız edicidir. Ve tam da bu yüzden dürüsttir.
Bu roman, “neden böyleyim?” sorusuna cevap vermez.
Ama o soruyu sormaktan yorulanların kalbine dokunur.
İnsanlığımı Yitirirken, herkesin okuyabileceği bir kitap değildir.
Ama kendini bir yerlere ait hissedemeyen herkes için
fazlasıyla tanıdıktır.