ggüll

Puan vermedi·216 syf.··
2023 9. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2023 11:35
Zor bitti, bazı hikayelerden sonra okumaya devam edemedim, okurken canım çok sıkıldı, bunaldım, kalbim ağrıdı.. Ne çok acı var dedim. Tarık Tufan’a uzun uzun sitem ettim. “İşte sonunda mutlu son!” dediğim hikayeleri yine kötü bitirdi. Acılarımızla bir araya gelir, ortak paydaya acılarımız sayesinde kavuşuruz dedi. Hayatın kendisi budur, gerçekler daima acıdır dedi. Ümitsizliği uzun zamandır ilk kez bu kadar yoğun hissettim. Madem bu kadar acı var ben hayatın acıyan kısmına bu kadar muhattab olmak istemiyorum. Ben hüsnü niyetle hayata bakmak istiyorum. Ben bir şeyler olmaz iken olabileceği ümidiyle yaşamak istiyorum, ben mutlu sonla biten hikayelere inanıyorum.
1000Kitap
Beni Onlara VermeTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20216bin okunma
Reklam
bir küçük inceleme
Puan vermedi·334 syf.··
2023 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2023 00:03
Elif Veske’nin süslü şatafatlı bir kalemi olmasa da duyguları çok başarılı bir şekilde aksettirebiliyor, samimi ve içten bir yazar. Tasavvuf’u herkesin anlayabileceği bir dilde harmanlayıp okuyucusuna başarılı bir şekilde sunuyor. Bu eser serinin 3. kitabı. Birinci eserde beşeri aşktan ilahi aşka yolculuk eden Zülal, ikinci eserde kendini arayan Asım ve elimizdeki eserde sorgulayan, hasret çeken, ruhunun çığlıklarına şifa arayan doktor Mehmet ve üçünün keşişen yolları… Güzeldi, okuyun okutturun..
Hayat Sondan BaşlarElif Veske · Eşik Yayınları · 2021264 okunma
"Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik"
10/10
·96 syf.··
2022 49. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2022 21:32
Müjdeyi alınca dostlara haber saldım, bilhassa bir zamanlar Yenildik Hâce müstearlı, şimdilerde "Attar" olan dostuma.. O tanıştırmıştı beni Celal ağabeyin hikâyeleriyle. Üniversite 3. sınıfta büyük bir ruhi bunalım içerisindeydim. Bir takım metafizik kaygılarla dolup taşmış olan ruhumun haykırışları içerisinde, içinde bulunduğum profan çağın zihniyetine ayak uyduramayıp kendi kendimi toplumdan tecrit etmiştim. İnsanlara yabancılaşmış, "farklı" olmanın verdiği yalnızlık meyvesini tadıyordum. Kıymetli dostum "Attar" bana Celal ağabeyin "Bağsız Rabıta" isimli hikâyesini şifa olsun için yollamıştı. Okurken "ne kadar güzel!" dedim. Hayatın içinden, hayatın gerçekleriyle dolu, hakikatten yana behresi büyük, ulvi tasavvufi konular içeren ibretlik bir hikâyeydi. Tasavvufun başat noktası olan "mürşid"in rolü hikâyede sarahetle kurgulanmıştı. İnandıklarım ve hayat birbiriyle çelişmeden devridaim ediyorlardı. Kalbini yaşadığı çağa taşımış bir adam gördüm ben hep. Sekularizme karşı duran değil, sekularizme rağmen kalbinin sesiyle ayakta duran bir adamı.. çünkü asıl meziyetin şehirde dervişlik yapmak olduğunu, kaçışın bir çıkış yolu olmadığı da söyleniyordu. Daha sonra ve çok sonra Celal ağabeyin hikâyelerini okurken buldum hep kendimi.. yeni bir hikâye mi yazıldı mı hemen açar, okulmaya koyulurdum. Zamanın zehrine bulanmış ruhuma ilaç gibi gelirdi. Bu hikâyelerde türlü nasihatler aldım kulağıma değil kalbime mühürledim, yürünmesi gereken yollara şahitlik ettim, kalpsiz nasıl yol yürünmez ona tevafuk ettim. Geçmiş zaman kipiyle konuştuğuma bakmayın, hâlâ da bu böyle.. Şimdi bir kitabım olduğu için mutluyum. Ne zaman içim kararsa ve ümitsizlik kuyusuna düşsem, derdime ortaklık edecek, bana sen yalnız değilsin diye fısıldayacak mücessem bir dostum oldu artık. Daha önce okumadığım
Hayat ve İnsan
Mutlu Çıkmazı SokağıCelal Kuru · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202249 okunma
"..diriliş, İslâm'ın dirilişidir."
Puan vermedi·138 syf.··
2021 35. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2021 21:47
Büyük adamları anlamak zordur, dertlerine ortak olup, yüksünmeden taşıdıkları yüklerini üleşmek çok daha zordur. Koca bir ömrün adandığı, uğruna sıkıntılar çekilen, hor görülen, cemiyetten tecrit ettiren davanın ne ve ne için olduğunu fehmetmek ise oldukça elzemdir. Üstad'ın eserlerini okurken Salih Mirzabeyoğlu'nun "Mevzuunda derinleşsene!.. Hangi mevzuda ne gördüysen, onu kendi mevzuunda tüttürsene, göstersene!.." sözleri kulağımda yankılanıp duruyor. Nitekim o mevzusunda derinleşen, eleştirdiği Batı kültür ve medeniyetine hâkim, Doğu Medeniyetlerine de agâh bilgece bir tutum içerisinde. Tabloya uzaktan bakıp, bütününü okuyarak çağ okumalarını yaparken bir çerağ gibi önümüzü aydınlatıyor Üstad. Karanlıkları, çirkinlikleri, sahtelikleri, yanlışları, aldatılmışlıkları bizlere gösteriyor. Sezai Karakoç'un sanırım en sevdiğim yanı korkutmakla kalmayıp, muştulaması. Tamam, bir karanlık var lakin sanıldığı gibi ışık hiç de uzakta değil. Şartlar ne kadar zorlarsa zorlasın, düşülen bu bataklıktan kurtulmanın bir çaresi var. Umut her daim var, çünkü Allah var. Daima hatırlatıyor bizlere bunu Üstad; güneş gibi tepemizde bulunan ilahi yardımın bizden uzak olmadığını, bizim tek yapmamız gerekenin perdeleri kaldırmak olduğunu... Üstad bir diriliş eridir, medeniyet şairidir, umudun şairidir, aynı zamanda da bir mütefekkirdir. Sloganları ezberlemeyi bir kenara bırakıp Üstad'ı anlamak için sıklıkla kullandığı kelimeleri deşme ve onların muhtevasına inme zamanı şimdi. Din onun için ne anlam ifade ediyor? Medeniyet derken neyi kastediyor? Diriliş ne demek? Diriliş erleri kimlerdir? gibi soruların cevaplarına buyrun hep birlikte bakalım: Allah'ın indinde din İslâm'dır, İslâm'dan başka din yoktur, ötekiler batıl inanç sistemlerinden başka bir şey değildir. Ehli kitap çıkışlarında
1000Kitap
Portreler - Hikayeler IISezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 2000294 okunma
Umumi bir inceleme:
Puan vermedi·399 syf.··
2021 143. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2021 23:47
Cemil Meriç, Dimetoka'dan Antakya'ya göç eden bir ailenin çocuğu olarak 1916 yılında Hatay'da dünyaya gelir. Ailesine baktığımızda kendisinin deyimiyle babası çatık kaşlı, hareketlerine akıl erdiremediği, içine kapanık az konuşan bir adam; annesi, hasta, silik, mızmız bir kadıncağız. Ablaları ve amcasından ise hayal gibi belirip kaybolan şahsiyetler diye bahsediyor. Kendini yalnız bir adam diye niteliyor bu yüzden Cemil Meriç. Dolayısıyla kitapların dünyasına kaçıyor, böylelikle kitaplarla arasında kuvvetli bir bağ neşvünema buluyor. Yazarlar yakın bir arkadaşı, kitap kahramanları ise sırdaşıymış gibi duruyor. Cemil Meriç eserlerini okurken başlarda afallıyorsunuz, bilmediğiniz, tanımadığınız bir çok kavram ve isim çıkıyor karşınıza. Benim gibi felsefenin f'sine bile bîgâne olanlar için, ideolojilerin yalnızca adından haberler olanlar için meşakkatli bir okuma oluyor. Bu yüzden saatlerce Google'ın sayfalarında sörf yapmaya sürüklüyor insanı. Elbette tüm bunlara itiraz etmiyorsunuz çünkü onunla müvacehe edince karşınızda fikir çilesi çekmiş, düşüncelerinden dolayı ıstıraplı bir hayat yaşamış, canı pahasına da olsa hakikati dillendirmekten çekinmeyen bir adam portresi çıkıyor. Nitekim kitapları okunurken dilinin anlamaya yanaşılmaması, pervasızca yarım bırakılması yazara, emeklerine, çektiği çilesine büyük bir ihanettir kanaatimce. Cemil Meriç'in eserlerinde sağ/sol taraftarlığı yapmaması, olayları objektif bir biçimde ele alması kesinlikle takdire şayan. Hakikat kimsenin tekelinde değil diyerek sağa, mukallit bir tavırla Batı uygarlığına istihâle etmeye kalkışmanın medeniyetimizi büyük bir cinayete götürdüğünü söyleyerek sol cenahı eleştirir. Çünkü ona göre bir medeniyet başka bir medeniyetten yalnızca malzeme alabilir; istihâleye etmeye kalkışmak, üstelik kötü bir
Düşünce
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,672 okunma
Reklam