Gülsüm

@gulsum_008·
·
sabitlendi
Renkli takım seçmek "burjuva" işidir biz tutulduk siyah beyaza🦅
Beşiktaş
Reklam
Simsiyah gecemin bembeyaz umudusun...
Beşiktaş
Güneşi seviyorum diyorsun, Güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Rüzgarı seviyorum diyorsun, Rüzgar esince pencereyi kapatıyorsun. Yağmuru seviyorum diyorsun, Yağmur yağınca şemsiyeni tutuyorsun. Ben neyden korkuyorum biliyor musun? Beni de sevdiğini söylüyorsun.
Alıntı
Paranın Gölgesindeki Baba
Puan vermedi·104 syf.··
2026 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:00
Aslında hikayenin kalbinde, bugün bile çevremizde benzerlerini görebileceğimiz, tüm hayatını maddiyat üzerine kurmuş Harpagon karakteri yer alıyor. Molière bu karakteri öyle bir kurgulamış ki, adam için hayattaki tek güven ve mutluluk kaynağı, bahçesinde gözü gibi baktığı altın dolu çıkını. Öyle bir para saplantısı var ki, kendi çocuklarını bile birer evlat olarak sevmek yerine, onlara sürekli masraf çıkaran birer yük gözüyle bakıyor. Hikaye ilerledikçe Harpagon’un bu kaybetme korkusu tam bir paranoyaya dönüşüyor; evdeki hizmetçilerden kendi çocuklarına kadar herkesten şüphelenmeye, herkesi potansiyel bir hırsız gibi görmeye başlıyor. Tabii evdeki gençler babalarının bu baskıcı ve bencil dünyasından sıyrılıp kendi hayatlarını kurmak isteyince işler iyice hareketleniyor. Harpagon’un altına olan körü körüne bağlılığı ile çocuklarının özgürlük ve mutluluk arayışı karşı karşıya geliyor. Yazar bu çatışmayı öyle ustalıkla aktarıyor ki, Harpagon'un düştüğü o şüpheci ve çaresiz durumları okurken paranın bir insanı ne kadar yalnızlaştırabileceğini ve trajikomik bir figüre dönüştürebileceğini çok net görüyorsunuz.
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202227,9bin okunma
İçimizdeki huysuz ihtiyar
8/10
·140 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 11:37
Yeraltından Notlar’daki o yeraltı adamı var ya, bence edebiyat dünyasının gördüğü en acayip, en arıza karakterlerden biri. Adam kırk yaşında, eski bir memur ama asıl olayı acayip zeki ve takıntılı olması. Yalnız adamda öyle bir zeka var ki, hayrını görmeyi geç, resmen kendi hayatını sabote etmek için kullanıyor. Her şeyi o kadar ince eliyor sık dokuyor ki, sonunda hiçbir şey yapamaz hale geliyor, yani tam bir eylemsizlik hastası. Bir yandan "Ben hepinizden üstünüm, hepiniz aptalsınız" kafasında takılıyor, diğer yandan da acayip bir aşağılık kompleksi var. İnsanlar onu sevsin, onaylasın diye deliriyor ama temiz bir sevgi bulduğunda da sırf zayıf görünmemek için o sevgiyi ayaklar altına alıyor. Yani neresinden baksan tutarsız, neresinden baksan hastalıklı bir tip.Ama yalan yok, ben bu adama ve kitaba resmen bayıldım. Neden dersen; Dostoyevski bu karakterle hepimizin içine, o kimseye söyleyemediğimiz gizli odalara ayna tutuyor. Hani bazen içimizden biri için kötü bir şey geçer ya, ya da sırf gıcıklığına mantıksız bir şey yapmak isteriz; işte bu adam o düşünceleri sansürsüzce yüzümüze kusuyor. Adamın sırf "Ben robot değilim, canım ne isterse onu yaparım" demek için bile isteye kendine zarar vermesi, "İki kere iki dört eder" netliğine bile kafa tutması bana çok samimi ve gerçek geldi. Okurken adama bazen çok sinir oldum, bazen acıdım ama dürüst olmak gerekirse, bazı huysuzluklarında kendimi gördüğüm için içten içe ürktüm de. Bana öyle sahte, kusursuz kahramanlar yerine insanın en gizli, en kusurlu halini bu kadar çıplak gösterdiği için bu karakteri çok sevdim.
Duygu ve Düşünce
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma