Gülsüm Ercan

Gülsüm Ercan
@gulsumercan
Bir şeyler okuyorum.
Kendine özgü bir dünya görüşü geliştiren nevrotik kişi, olayları diğer insanlar gibi değerlendiremez. Görüşlerine uymayan olayları görmezden gelir ya da olayların yalnız kendi görüşlerine uyan bölümlerini algılar. Bu nedenle kendi davranışlarını gerçeğe uymayan bir biçimde tanımlar. Örneğin saldırganca bir davranışta bulunduğu bir insanın kendisine gösterdiği karşıt tepkiyi, ortada hiçbir şey yokken kendisine yöneltilmiş düşmanca bir davranış olarak görür ve olayı aktarırken kendisini haksızlığa uğramış biri olarak anlatır.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Diğer insanların gerçeklerini anlamaya çalışacağımız yerde, onları dünyada yalnızca kendi gerçeklerimiz varmışçasına yargılamak etkin olabilmemizi engeller ve yalnızlığa yol açar. Kendi benliğine yabancılaşmış bir insanın değerleri ve inançları tehlikeye karşı savunma niteliğinde olduğundan, davranışları da katı, inatçı ve esneklikten yoksundur.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Olgunlaşmamış olmak, yalnızca kronolojik yaştan önceki dönemlere ait davranışları içermez. İnsanlar vardır, davranışları kronolojik yaşlarına oranla daha “yaşlı”dır. Aslında bu insanların içinde baskı altında tutulan bir çocuk bulunur, ama onun varlığını fark edemezler. Çünkü bu çocuğun bilinç düzeyine ulaşarak davranışlarda varlığını göstermesi, katı, kuralcı ve baskıcı bir ortam içinde yetişmiş olan bu insanlar için asla kabul edilemeyecek bir durumdur. Hangi yaşta olurlarsa olsunlar, bu insanlarla birlikte olmak insana kasvet verir.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Aslında evliliğin eşlerin kişisel gelişim olanaklarını engellememesi gerekir. Ancak içinde yaşadığımız toplum yapısında bu gerçekleştirilmesi oldukça güç bir durumdur. Çünkü toplum genel olarak hâlâ evlilik içerisinde eşlerin bireyleşme çabalarına sürdürmelerini evlilik kurumuna karşı bir tehdit olarak algılamakta ve gerçeğin bunun tam karşıtı olduğunu değerlendirememektedir.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Toplumumuzun özellikle aydın kesiminde görülen bir diğer kaçış mekanizması ise duygu, sezgi ve duyarlık gibi içsel yaşantıların yerini düşüncenin almasıdır. Yaşamak, yaşantı üretmeyi, yaşama katılmayı, yorum yapmak yerine duygusal tepkiler verebilmeyi ve içsel yaşantılarımızı algılamaya çalışarak o doğrultuda hareket edebilmeyi içerir.
Sayfa 102·Kitabı okudu