Hükümdar bir anlık öfkeyle ordusunu savaşa yollamamalı, komutan da öfke anının sıcaklığı ile savaşa girmemelidir; avantaj sağlanacaksa harekete geçmeli, avantaj yoksa durmalıdır. Bir anlık öfke zamanla yerini mutluluğa bırakır,öfkenin sıcaklığı ise zamanla geçer; ancak bir ülke yok olursa geri dönüşü yoktur ve savaşta ölenleri de kimse geri getiremez.
Bu nedenle akıllı hükümdar sağduyulu, iyi bir komutan ise dikkatli olmalıdır, işte bu ülkeyi ve orduyu korumanın yoludur.
Askerlerini öyle bir yere konuşlandır ki ölüm dışında hiçbir şey onlara geri adım attıramasın, ölümle bile karşılaşsalar geri adım atmasınlar, böylece subaylar ve askerler bütün güçleri ile savaşırlar. Askerler çıkışı olmayan durumlarda korku nedir bilmezler, gidecekleri hiçbir yol kalmayınca tek vücut gibi davranırlar,düşman topraklarında sıkışınca bütün güçleriyle mücadele etmekten başka çareleri yoktur.
Komutan askerlerini çocukları gibi görürse askerleri de en zor yerlerde yanında olacaktır; askerlerini kendi oğulları gibi görürse onlar da ölüme komutanlarıyla atılacaktır. Eğer hoşgörülü ama askerlerini kullanamıyorsa, sevgiyle yaklaşıyor ama emirlerini dinletemiyorsa, kuralları ihlal ettiklerinde cezalandırmıyorsa bu durumda askerler şımarık çocuklar gibidirler ve savaşta bir işe yaramazlar.
Düşmanın gelmemesi olasılığına rağmen hazırlıklı olmak en doğru yoldur, düşmanın saldırmayacağını ummak doğru olmaz, sadece düşmanın saldırma olasılığını hesaplamak, tam anlamıyla saldırıya hazırlıklı olmak ve saldırıya fırsat vermemek doğru olacaktır.