Herkim rabbim Allah dediyse o saat rabbiyle nefsi arasında bir sır doğar. Doğan sır doğurucudur. Doğuruculuk doğruluğa giden yolun başlangıcıdır. Doğurmayan doğrulamaz. Yol oldur ki, doğru vara. Varlık yolda bulunuşun temsilcisidir. Temsilci mümessildir. Her fert hayat sahnesinin başoyuncusudur.
Bu sebeple hiç kimsenin biricikliği elinden alınamaz. Hepimizin biricikliği başka biricik varlığa merbut kılınmıştır. Başkasının sırrına eremeyiz; ama kendi sırrımıza sadakat bizi sadıklarla sırdaş seviyesine çıkarır. Varlığın varlıkla irtibatının şuuru haddini bilince gelir…
İnsan halini olduğu kadar mazisini ve atisini de sözün sayesinde hisseder. Yine de sözün kıymetini takdir kolay değildir. Müritlerinden biri Bahaüddin Nakşibend'e "Efendi hazretleri," demiş, "bize çok çok güzel sözler söylüyorsunuz ve fakat biz sizden bu sözleri nasıl anlamamız gerektiğini öğretmenizi bekliyoruz." Bunun üzerine şeyh müridinin neden şikâyetçi olduğunu, şikâyetçi olduğu şeyin neye benzediğini dile getirmek ihtiyacı karşısında kalmış: "Evlâdım, ben hepinizin önüne cazibesine de, lezzetine de doyulmaz meyvelerle dolu bir sepet bırakıyorum. Sen ise bana bunları sizin için, sizin adınıza, sizin hatırınıza yememi teklif ediyorsun."
İbram Abi bu hiç bitmeyecek mi? Ben buraya her şeye yeniden başlamak için geldim. İnsanla kavga etmekten bıktım artık. Kuşla, balıkla yaşamak istiyorum."
"Ah beyimiz ah! Nerede o ballı börekli hayat? Balık olsan yüzer kaçarsın, leylek olsan uçar gidersin. Sen kızılca Köstence' de yaşayan bir Adem babasın. Doğumun kan, hayatın kan üzere. Var mı öyle rahatlık? Kaldı ki denizdeki balığın, havadaki kuşun bile kurtuluşu yok bizden."
Bilmelidir ki, Allah'tan ümit kesmek de, Allah'tan emin olmak da küfürdür. İnsan hayrından emin olmadığı hiçbir şeye tevessül etmemelidir. Zira hiçbir şey biraz helâl, biraz haram değildir. Bir şeyin vukuu bir başka şeyin meydana gelmesine mâni teşkil eder. İsa'yı gücendirdiysen Muhammet'e yaranma ihtimalin hiç yoktur.