Ahmet Büke

Ahmet Büke

7.4/10
42 Kişi
·
127
Okunma
·
21
Beğeni
·
2.288
Gösterim
Adı:
Ahmet Büke
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Gördes, Manisa, 19 Haziran 1970
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.
... Evimiz sır küpümüz değil midir? Açlığımızı ve suçlarımızı oraya gömeriz. Kabarıp taşana kadar mayalanırlar orada.
Ahmet Büke
Sayfa 89 - Can Yayınları
Annelerin acısını bilse insan;
yani etinde bir saniye hissetse,
kimse kimsenin canını yakamaz.
Koğuşun kapısına vardık. Boyluca, çakır gözlü birisi göründü içeriden.
“Hayırdır?”
Seyit çantayı uzattı. Adam alıp içine baktı.
“Tamam,” dedi.
Arkasını dönüyordu ki durdu.
“Karnınız aç mı?”
Seyit’le bakıştık. Şimdiye kadar kimse açlığımızı sormamıştı.
Koğuşun girişindeki koridorun sonuna yürüdü. Masanın üzerinde duran dolabı açtı. Yarım ekmeği dikine böldü. İçine helva katıp bıçağın ucuyla ezdi. Çay doldurdu iki su bardağına.
Evler insanların kalesidir. Sanılanın aksine demir ve çimentodan yapılmazlar.
Her evin kendine özgü kokusundan dokunmuş zırhı vardır. İç içe geçmiş dikenli pullardan oluşan bu engelin ardında yumuşak doku başlar.
Ahmet Büke
Sayfa 87 - Can Yayınları
Selim, bunca çirkinliğine ve densizliğine rağmen utanmadan ablama abayı yakmıştı.

Evet, o ay parçasına. Siyah gözleri yanan ablama kızıl saçları dalgalanarak göğsüne dökülen, gülümsemesi perdeleri kımıldatan hatta sol kaşının üzerindeki kesiğini bile yüzüne konmuş bir kelebek kadar zarifçe taşıyan o güzelim kıza âşıktı.

Geceleri bahçesinden koparığı turuncu ve mor aslanağızlarını, hanımeli demetlerini kapımızın önüne dizerdi. Kimi zaman da içkinin verdiği cesaretle bize bakan balkon penceresinden şarkı söylerdi.

Görmedim ömrümün asude geçen bir demini
Çekerim hep o siyah gözlerin matemini.
Hasretiyle inlediğm çekti benden elini
Çekerim hep o siyah gözlerin matemini.

Gözlerini kapar, bağrını açar, süzülen gözyaşları arasında inceden mırıldanırdı. Sesi de pek güzeldi aslında.

Babam, “Bu çocuğu vuracağım ama Kadri Şençalar’a ayıp olacak. Namussuz herif, hicaz şarkı bu kadar mı güzel okunur? derdi.

https://www.youtube.com/watch?v=i6MgTvyxp6I
“Senihi Abi, sen söyle. Amerika mı güzel yoksa Rusya mı?”
Senihi Abi arka camdan parmağını uzatıp karşı balkonu gösterdi.
“Nermin en güzeli yahu!”
Oooo, gidip hep bir alkışladık Nermin Abla’yı. Astığı çamaşırları bırakıp şaşkın şaşkın baktı bize. Mutfaktan çıkan annesi nalının tekini bize atınca dağıldık haliyle.
Amaaa, bu çocuk eve dönerken ellerini göğsüne doğru kabartıp “En güzeli Nermin,” demez mi?
Şaplattım bir tane ensesine.
“Ayıp lan. Bizim mahallenin kızı o.”
Sustu haliyle.
Neymiş suçu ?
Şimdi suçlu suçsuz arayan mı var? Kaptıklarını götürüyorlar.
Ahmet Büke
Sayfa 44 - Kanat Kitap
“Allah da sizi güldürsün” dedi babam rakısına buz katarken balkonda. Kadehten iki damla sıçradı muşamba örtüsüne. Kimseler bakmazken parmağımı dokundurup emdim. Annem kızartmanın üzerine domates sosunu döktü içeride. Kokusu içime doldu.
Öykü okumak diğer edebi türlere göre daha çok haz verir bana. Hele ki Ahmet Büke gibi Sait Faik ekolünü benimseyen bir yazarı okuyorsam bu haz daha bir artıyor. Kitaptaki her öyküyü büyük bir hazla okudum, kelimeler ruhumu okşadı. Öykulerdeki olaylar ise bizim yaşantımızdandi. Ahmet Büke'yi okuyun.
Önsöz: Kitaptan ziyade yazarına yönelik bir incelemedir.

Ne kadar sevinçliyim bilemezsiniz: göğsümü sıkıştıran heyecan, nefesimi sıklaştıran telaş, gözlerimi buğulandıran derinlik sarhoşluğu.

Bilir misiniz? : Vücuda dolanan plastik, daktiloya sıkışan fındık faresi, kocaman avuçlarıyla sandaldaki çocuk, çöp bidonundaki evrak çantası, buzdolabının üşüyen içi, Kumrulu Mescit'in cılız çıtırtıları, artık hepsi bilincimin derinliklerinde.

Evet, Ahmet Büke derinliklere sızan bir yazar, sanırım o nedenle bu kadar eşsiz, bu kadar güçlü.

Sizlere bundan sonra aktaracaklarım; henüz yazarı yeni tanımış bir okurun, öykücünün ayak izlerini takip ederek oluşturduğu aktarımlardan oluşacak.

Büke, gerçekten usta bir kalem; daha ilk an'da bir kaç cümlesi ile karşınıza dikiliyor, sonra tüm kahramanlarının tek bir vücuda bürünmüş çoğulluğu ile her taraftan sarılıyor.

Bu çoğullar içinde bir kere çok iyi bir gözlemci ve bunu şiirsel bir aktarımla sunuyor, betimlemeler derinlere inmemizde bir basınç görevi üstleniyor. Öyküler ise bir anlatı değil, sizin içinde yer alabileceğiniz bir varoluş.
Yani bir nevi öykünün içinde tasvir ettiği gerçekliğin varoluşunu özümsüyorsunuz.

Büke dilimize de çok hakim, yöresel sözcükler, akıp giden tarihin yaşayan kanıtları ve öyküler bu geleneği unutmuyor, okuyucuya da hatırlatıyor.

Bir öykü kitabını onlarca öykü ile dolduracaksınız ve bunların hepsi ayrı bir yerde, ayrı hayatları anlatacak, zor iş. Öykü yazarının bunun üstesinden gelebilmesi için çok fazla donanıma ihtiyacı var ve sanıyorum ki Büke bu gücünü her cümlesinde okuyucuya ıspatlıyor.

Benim şimdilik diyeceklerim bunlar, peki Ahmet Büke etrafında neler derledim bilmek isterseniz, ona da bir göz atalım.

Ahmet Büke 2012 yılında bir öykü yarışmasına katılıyor. juri'de yer alan Sibel Atasoy'un anlatımından bir alıntı:

"Evet bizi yani Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübünün 2002 yılı jürisini, üç ve birbirinden güzel öyküsüyle şaşkınlığa uğratmıştı. Üyeler heyecanla birbirlerini arayıp bu yazarın kim olduğunu soruyorlardı. Kendisini daha önceden tanımıyorduk, kulübümüzün üyesi değildi ve açıkçası bazı jüri üyesi arkadaşlarım onun takma isimle yarışmaya katılmış usta bir yazar olduğuna hükmetmişlerdi."
(Evde kimse yok: önsöz )

Büke ödülü kazınıyor, hatta ondan sonra çok önemli pek çok ödülün de sahibi oluyor. Bu konuda yazarın hoş bir anlatımı da var.

"borç vardı işte o ara foça belediyesi öykü yarışması açmış ben de iki satır yazdım bi 30 dakikada filan... ordan gelen parayla kapattık borcu"

Bu sakin ve çoğu zaman sessiz duran adam, öyle görünüyor ki yaratıcılık yetisini de pek fazla önemsemiyor, zira Ekşisözlükten bir tanışıklığı şöyle sesleniyor gibi "Heyy!! bir kitap haline gelebilecek basılmamış yazıların bende, beni bul."

Son olarak güzel bir betimlemesi ile bitirmek istiyorum yazıyı:
"Yangın artığı çamların dizlerine sarılan bodur meşeler, onların altında başlayan ahlatlar, alıçlar, kuru dereye doğru sarmış çiçekli hayıt dalları ve elbette diken ölüleri, büzülmüş, dertop olmuş bir acı gibi kıvrandılar sıcağın altında. Yaz hükmünü yeniden hissettirdi. Denizden yükselen rüzgâr, cırcırböceklerinin sesine dolandı."

Bir de değerli bir inceleme: http://muhalefet.org/...arpkaya-26-1792.aspx
Ahmet Büke'nın ilk olduğuna inanamadigim öykü kitabı. O kadar iyi ki öykü konusunda ilki böyleyse diye diğer kitaplarını edindirmiştir bana. Öykülerde buram buram İzmir ve insanı var. Ahmet Büke kitabinda hayatın hoyrat davrandığı karakterlere yer vermiş daha çok. Bu kitabın az bilinmesi ise dert olur içime. Herkes okusun isterim.
Ahmet Büke okumayı çok istiyordum ve çok da merak ediyordum. Çok güzel şeyler duymuştum hakkında. Öykü okumaya yavaş yavaş alıştım sanırım. D&R de indirimde görünce bırakır mıyım? Kaptım kitabı.
Tam 25 öyküden oluşan fakat incecik bir kitap Çiğdem Külahı. Korkularımızdan, toplum içinde söyleyemediğimiz belki de korkmaktan ziyade utandığımız birçok konuyu gözlerimizin önüne seriyor Ahmet Büke. Çaresiz kaldığımız anlar, yalnızlığımız... Her insan en az bir öyküde kendini bulacaktır. Okurken çoğu yerde "Evet, ben bunu hissettim." , "Evet, insanız ve bunları yaşıyoruz." dedim. Herkese tavsiye ederim.
Ahmet Büke'nin okuduğum ilk kitabı. Çok merak ettim hep bu adamı. Överlerdi. Orada burda Yüklük kitabını görürdüm sık sık. Bu kitaba nasipmiş ilk deneyim.

Bir öykü kitabı var elimizde ama daha çok romanmış gibi. Olay çok. Karakter de öyle.

İlk öykü bir sineğin başından geçiyor. Tasvirler çok sağlam, yerinde. Okurken sanki sineğin kanadında ben de uçuyorum. Anahtar deliğinden geçip bacağını koparan da ben.

Hele ikinci öykü. Olayı anlatmayacağım tabi spoiler'a gerek yok ama Orkun'un başından neler geçiyor neleeer. Bu öyküyü okurken alıp başınızı gideceksiniz uzun olmasına rağmen. Ve öykü öyle sağlam ki gerilim - polisiye sanki bir arada. Öykü değil de roman gibi.

Ahmet Büke sağlam. Lakin sırada kalemini deneyeceğim birçok yazar var. Faruk Duman, Sina Ergün, Cemil Kavukçu, Yekta Kopan vs.

Ama bence Ahmet Büke'yi tanımak bu kitaptan geçer. Okuyun, okutun..!
Konsantre öyküler: kesitler verilen hayatların tümü arka planda tamamlaniyor. Kısa bir anlatıda tüm'ün duygusunu hissettiriyor ... Zaman zaman rastgele bir sayfayı açıp tekrar okuyacağınızın sözünü verdiriyor.
Uzun romanların arasında dinlenme niyetiyle okuduğum değişik tarzda öyküleri barındıran Kumrunun Gördüğü, yazarın okuduğum ikinci öykü kitabı. Bazı cümleleri gerçekten hoş hisler uyandırıyor. Ama yazarı okumaya İzmir Postasının Adamları'ndan başlamanızı tavsiye ederim.
Bu ara Türk öykücülere sarmıştım ve kitap da bu vesileyle bir öğrencimden hediye geldi. Farklı üsluplara alışkınım. Bu yazarın üslubu da farklı ve etkileyici. Politik, sarsıcı öykülerden oluşan kitap, uzun zamandır politik bir hikaye okumadığım için bana çok iyi geldi. Pek göz önünde bulunmayan Ahmet Büke'nin bu kitabını okuyunuz efendim. Tarihimizin "Hayata Dönüş Operasyonu" gibi yüz karalarını sarsıcı öykülerin içinde göreceksiniz.
Ana babasız, aile büyükleriyle kalmış bir çocuk… Mahallenin Arap Hatçam Teyze, Bakkal Nihat, Berber Kâzım gibi hayli garip, pek müstesna karakterleri…

Toplumsal tarihimizin acı tatlı anılarını unutulmaması adına öyküleştirip edebiyata aktaran bu yazarımızı tebrik ederiz. Her öyküsü ayrı bir tat ayrı bir iz bırakıyor.

12 Eylül darbesi ve yaşananlar, öldürülen kadınlar, yoksulluk. Hepsi hikayeleştirilerek okura aktarılmış.

Yazarımızın ON8 blog da yazdığı öykülerden derleme olarak bizlere sunulmuştur. Başarılar dilerim.
Kısa,yoğun,şaşırtıcı...Ahmet Büke'den okuduğum ilk kitaptı.Birbirini tekrar etmeyen birçok mini öyküden oluşan kitabı tavsiye ederim.Sanki birçok kısa film izliyormuş hissi veriyor...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Büke
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Gördes, Manisa, 19 Haziran 1970
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 127 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 104 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.