Ahmet Büke

Ahmet Büke

Yazar
7.4/10
194 Kişi
·
557
Okunma
·
49
Beğeni
·
3436
Gösterim
Adı:
Ahmet Büke
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Gördes, Manisa, 19 Haziran 1970
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.
Herkes bilir ki savaş biter
Herkes bilir ki iyi çocuklar mağluptur
Herkes bilir ki kavga değişmez
Fakir fakirdir, zengin daha da zengin
Bu böyle sürer gider
Herkes bunu bilir
Ahmet Büke
Sayfa 74 - Can Yayınları
Ağrı kötü ama istiyorum onu. Alıp kaldırıyor beni ayağa. "Savaş ulan benimle," diyor. "Hadi, bak kesiyorum etini. Organlarına sokuyorum kancalı mızrağımı." Uyuşmak daha kötü. Karanlık bir kuyuya dalmak gibi.
Ahmet Büke
Sayfa 122 - Can Yayınları
68 syf.
Güzel ve güncel öykülerden oluşan çok güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Her okur bu öyküleri severek okuyabilir. Zevkle okunacak bir eser.
İyi okumalar.
96 syf.
·10/10
Öykü okumak diğer edebi türlere göre daha çok haz verir bana. Hele ki Ahmet Büke gibi Sait Faik ekolünü benimseyen bir yazarı okuyorsam bu haz daha bir artıyor. Kitaptaki her öyküyü büyük bir hazla okudum, kelimeler ruhumu okşadı. Öykulerdeki olaylar ise bizim yaşantımızdandi. Ahmet Büke'yi okuyun.
184 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Cumartesi anneleri, işci ölümleri, gözaltında kaybedilenler, 1 mayıs, darbe, açlık grevleri, ölüm oruçları ve tüm bunların açtığı derin yaralar... dupduru bir dille, derin atmosferlerle sarmalanarak anlatılıyor. Kaç yazar var bunları anlatan? Sadece bunun için bile değerli.
Öyküler Ahmet Büke'nin diğer kitaplarındaki öykülere de bol bol göz kırpıyor. Bu sebeple yazarın kitaplarını ardı ardına okumak daha faydalı olabilir.
198 syf.
Bir kitapevinin hediyesiydi bana bu eser. İçinde 38 öykünün bulunduğu etkileyici yalın ve sürükleyici anlatımıyla sıkılmadan okudum.Yazarın anlatımını beğendim, diğer kitaplarinida alacağım. 38 öykünün bir birine bağlantısı müthiş yapılmış. Öykülerin her biri en güzel şekilde ifade etmiş çıkarımlarini. Sabahattin Ali'yi anımsadım bu yazarı okurken. Ve kahkaha attığım satırlarda çoktu. İyiki de tanışmışm böyle bir kitapla. Gerçekten çok hoşuma gitti tavsiye ederim.
88 syf.
·9/10
Ahmet Büke uzun dönem sonra muhteşem bir öykü kitabı ile dönmüş. İlk öykü uzun öykü olan bu kitabın diğer öyküleri kısa kısa. Ama ilk öyküden muhteşem bir okyanusun içine dalıyorsunuz. Şahane.
136 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabımın ilk sayfasının üzerinde şu tarih var: 29 Eylül 2015. Ahmet Büke ile tanıştığım tarih de diyebiliriz. Beş yıl önce Çiğdem Külahı'nı okurken kitabın üzerine birçok not alıp fikirlerimi yazmışım. Neredeyse hepsi beğenilerden oluşuyor. Iki gün önce Kumrunun Gördüğü'nü okumaya başlayacağım sırada Çiğdem Külahı düştü aklıma. Yeniden okumak istedim ve tekrar hayran kalarak, imrenerek, onlarca yeni ifade ve sözcük öğrenerek, hayaller kurarak yeni bir okuma yaptım. Tertemiz, cıncık gibi bir dil Ahmet Büke'nin dili. Öyküleri ise zengin atmosferlere sahip, konuları çeşitli. Ama en iyisi ve en güzeli üslubunun doğallığı. Gelenekten faydalanan ve yenilikçi bir tarz. Tüm kitapları okunmalı.
160 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Önsöz: Kitaptan ziyade yazarına yönelik bir incelemedir.

Ne kadar sevinçliyim bilemezsiniz: göğsümü sıkıştıran heyecan, nefesimi sıklaştıran telaş, gözlerimi buğulandıran derinlik sarhoşluğu.

Bilir misiniz? : Vücuda dolanan plastik, daktiloya sıkışan fındık faresi, kocaman avuçlarıyla sandaldaki çocuk, çöp bidonundaki evrak çantası, buzdolabının üşüyen içi, Kumrulu Mescit'in cılız çıtırtıları, artık hepsi bilincimin derinliklerinde.

Evet, Ahmet Büke derinliklere sızan bir yazar, sanırım o nedenle bu kadar eşsiz, bu kadar güçlü.

Sizlere bundan sonra aktaracaklarım; henüz yazarı yeni tanımış bir okurun, öykücünün ayak izlerini takip ederek oluşturduğu aktarımlardan oluşacak.

Büke, gerçekten usta bir kalem; daha ilk an'da bir kaç cümlesi ile karşınıza dikiliyor, sonra tüm kahramanlarının tek bir vücuda bürünmüş çoğulluğu ile her taraftan sarılıyor.

Bu çoğullar içinde bir kere çok iyi bir gözlemci ve bunu şiirsel bir aktarımla sunuyor, betimlemeler derinlere inmemizde bir basınç görevi üstleniyor. Öyküler ise bir anlatı değil, sizin içinde yer alabileceğiniz bir varoluş.
Yani bir nevi öykünün içinde tasvir ettiği gerçekliğin varoluşunu özümsüyorsunuz.

Büke dilimize de çok hakim, yöresel sözcükler, akıp giden tarihin yaşayan kanıtları ve öyküler bu geleneği unutmuyor, okuyucuya da hatırlatıyor.

Bir öykü kitabını onlarca öykü ile dolduracaksınız ve bunların hepsi ayrı bir yerde, ayrı hayatları anlatacak, zor iş. Öykü yazarının bunun üstesinden gelebilmesi için çok fazla donanıma ihtiyacı var ve sanıyorum ki Büke bu gücünü her cümlesinde okuyucuya ıspatlıyor.

Benim şimdilik diyeceklerim bunlar, peki Ahmet Büke etrafında neler derledim bilmek isterseniz, ona da bir göz atalım.

Ahmet Büke 2012 yılında bir öykü yarışmasına katılıyor. juri'de yer alan Sibel Atasoy'un anlatımından bir alıntı:

"Evet bizi yani Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübünün 2002 yılı jürisini, üç ve birbirinden güzel öyküsüyle şaşkınlığa uğratmıştı. Üyeler heyecanla birbirlerini arayıp bu yazarın kim olduğunu soruyorlardı. Kendisini daha önceden tanımıyorduk, kulübümüzün üyesi değildi ve açıkçası bazı jüri üyesi arkadaşlarım onun takma isimle yarışmaya katılmış usta bir yazar olduğuna hükmetmişlerdi."
(Evde kimse yok: önsöz )

Büke ödülü kazınıyor, hatta ondan sonra çok önemli pek çok ödülün de sahibi oluyor. Bu konuda yazarın hoş bir anlatımı da var.

"borç vardı işte o ara foça belediyesi öykü yarışması açmış ben de iki satır yazdım bi 30 dakikada filan... ordan gelen parayla kapattık borcu"

Bu sakin ve çoğu zaman sessiz duran adam, öyle görünüyor ki yaratıcılık yetisini de pek fazla önemsemiyor, zira Ekşisözlükten bir tanışıklığı şöyle sesleniyor gibi "Heyy!! bir kitap haline gelebilecek basılmamış yazıların bende, beni bul."

Son olarak güzel bir betimlemesi ile bitirmek istiyorum yazıyı:
"Yangın artığı çamların dizlerine sarılan bodur meşeler, onların altında başlayan ahlatlar, alıçlar, kuru dereye doğru sarmış çiçekli hayıt dalları ve elbette diken ölüleri, büzülmüş, dertop olmuş bir acı gibi kıvrandılar sıcağın altında. Yaz hükmünü yeniden hissettirdi. Denizden yükselen rüzgâr, cırcırböceklerinin sesine dolandı."

Bir de değerli bir inceleme: http://muhalefet.org/...arpkaya-26-1792.aspx
184 syf.
·Beğendi·8/10
Öykü okuma alışkanlığım olmamasına rağmen, bir Egeli ve bir İzmirli olarak kendimden çok şey bulduğum sımsıcak hikayeler okudum. Kalemine sağlık sevgili Ahmet Büke...
160 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okuyup kendimi bu kadar içinde bulacağımı düsünmemiştim. ilk üç öykü beni çok etkiledi çoğu zaman hüznü ve ölümü yaşattı anlatımı o kadar yalın ve sürükleyici idi. Etkilendigim bazı öyküleri birkaç kez okudum. Ayrıca yaşadığım şehirde öykülerin geçmesi ve bildigim yerler olması beni çok etkiledi.
88 syf.
·Puan vermedi
Ahmet Büke - Varamayan... Ahmet Büke'nin dört yıl sonra çıkan son öykü kitabı. Her sabah işe giderken İzban'la arama giren trenle "Borlulu Varamayan Ahmet" geçti. Trende eline alıp kokladığı şapkanın kokusunu hem babamın hem de dedemin "Ecevit" kasketlerinden bilirim. Sigara paketlerindeki gümüş kağıttan şu kadar toplarsan çok para veriyorlarmış yalanına, çocukken ben de kandım. Kitabın yolu açık, okuru bol olsun. Daha nice güzel kitaplara Ahmet Büke 🤗 @ahmet_buke70 #ahmetbüke #varamayan #öykü #bookstagram #kitap #book #kitaplık #neokudum #neokusam #türkedebiyatı #zorbasahaf #izmir #yolculuk #trenler

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Büke
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Gördes, Manisa, 19 Haziran 1970
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 49 okur beğendi.
  • 557 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 262 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.