Ahmet Büke

Ahmet Büke

Yazar
7.2/10
51 Kişi
·
149
Okunma
·
22
Beğeni
·
2.429
Gösterim
Adı:
Ahmet Büke
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Gördes, Manisa, 19 Haziran 1970
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.
Herkes bilir ki savaş biter
Herkes bilir ki iyi çocuklar mağluptur
Herkes bilir ki kavga değişmez
Fakir fakirdir, zengin daha da zengin
Bu böyle sürer gider
Herkes bunu bilir
Ahmet Büke
Sayfa 74 - Can Yayınları
"Bak huzur istiyorum ben! Şu sıçtığımın şehrinde kafamı dinlediğim tek yer burası."
Ahmet Büke
Sayfa 123 - Can Yayınları
Ağrı kötü ama istiyorum onu. Alıp kaldırıyor beni ayağa. "Savaş ulan benimle," diyor. "Hadi, bak kesiyorum etini. Organlarına sokuyorum kancalı mızrağımı." Uyuşmak daha kötü. Karanlık bir kuyuya dalmak gibi.
Ahmet Büke
Sayfa 122 - Can Yayınları
Annelerin acısını bilse insan;
yani etinde bir saniye hissetse,
kimse kimsenin canını yakamaz.
... Evimiz sır küpümüz değil midir? Açlığımızı ve suçlarımızı oraya gömeriz. Kabarıp taşana kadar mayalanırlar orada.
Ahmet Büke
Sayfa 89 - Can Yayınları
Evler insanların kalesidir. Sanılanın aksine demir ve çimentodan yapılmazlar.
Her evin kendine özgü kokusundan dokunmuş zırhı vardır. İç içe geçmiş dikenli pullardan oluşan bu engelin ardında yumuşak doku başlar.
Ahmet Büke
Sayfa 87 - Can Yayınları
Öykü okumak diğer edebi türlere göre daha çok haz verir bana. Hele ki Ahmet Büke gibi Sait Faik ekolünü benimseyen bir yazarı okuyorsam bu haz daha bir artıyor. Kitaptaki her öyküyü büyük bir hazla okudum, kelimeler ruhumu okşadı. Öykulerdeki olaylar ise bizim yaşantımızdandi. Ahmet Büke'yi okuyun.
Önsöz: Kitaptan ziyade yazarına yönelik bir incelemedir.

Ne kadar sevinçliyim bilemezsiniz: göğsümü sıkıştıran heyecan, nefesimi sıklaştıran telaş, gözlerimi buğulandıran derinlik sarhoşluğu.

Bilir misiniz? : Vücuda dolanan plastik, daktiloya sıkışan fındık faresi, kocaman avuçlarıyla sandaldaki çocuk, çöp bidonundaki evrak çantası, buzdolabının üşüyen içi, Kumrulu Mescit'in cılız çıtırtıları, artık hepsi bilincimin derinliklerinde.

Evet, Ahmet Büke derinliklere sızan bir yazar, sanırım o nedenle bu kadar eşsiz, bu kadar güçlü.

Sizlere bundan sonra aktaracaklarım; henüz yazarı yeni tanımış bir okurun, öykücünün ayak izlerini takip ederek oluşturduğu aktarımlardan oluşacak.

Büke, gerçekten usta bir kalem; daha ilk an'da bir kaç cümlesi ile karşınıza dikiliyor, sonra tüm kahramanlarının tek bir vücuda bürünmüş çoğulluğu ile her taraftan sarılıyor.

Bu çoğullar içinde bir kere çok iyi bir gözlemci ve bunu şiirsel bir aktarımla sunuyor, betimlemeler derinlere inmemizde bir basınç görevi üstleniyor. Öyküler ise bir anlatı değil, sizin içinde yer alabileceğiniz bir varoluş.
Yani bir nevi öykünün içinde tasvir ettiği gerçekliğin varoluşunu özümsüyorsunuz.

Büke dilimize de çok hakim, yöresel sözcükler, akıp giden tarihin yaşayan kanıtları ve öyküler bu geleneği unutmuyor, okuyucuya da hatırlatıyor.

Bir öykü kitabını onlarca öykü ile dolduracaksınız ve bunların hepsi ayrı bir yerde, ayrı hayatları anlatacak, zor iş. Öykü yazarının bunun üstesinden gelebilmesi için çok fazla donanıma ihtiyacı var ve sanıyorum ki Büke bu gücünü her cümlesinde okuyucuya ıspatlıyor.

Benim şimdilik diyeceklerim bunlar, peki Ahmet Büke etrafında neler derledim bilmek isterseniz, ona da bir göz atalım.

Ahmet Büke 2012 yılında bir öykü yarışmasına katılıyor. juri'de yer alan Sibel Atasoy'un anlatımından bir alıntı:

"Evet bizi yani Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübünün 2002 yılı jürisini, üç ve birbirinden güzel öyküsüyle şaşkınlığa uğratmıştı. Üyeler heyecanla birbirlerini arayıp bu yazarın kim olduğunu soruyorlardı. Kendisini daha önceden tanımıyorduk, kulübümüzün üyesi değildi ve açıkçası bazı jüri üyesi arkadaşlarım onun takma isimle yarışmaya katılmış usta bir yazar olduğuna hükmetmişlerdi."
(Evde kimse yok: önsöz )

Büke ödülü kazınıyor, hatta ondan sonra çok önemli pek çok ödülün de sahibi oluyor. Bu konuda yazarın hoş bir anlatımı da var.

"borç vardı işte o ara foça belediyesi öykü yarışması açmış ben de iki satır yazdım bi 30 dakikada filan... ordan gelen parayla kapattık borcu"

Bu sakin ve çoğu zaman sessiz duran adam, öyle görünüyor ki yaratıcılık yetisini de pek fazla önemsemiyor, zira Ekşisözlükten bir tanışıklığı şöyle sesleniyor gibi "Heyy!! bir kitap haline gelebilecek basılmamış yazıların bende, beni bul."

Son olarak güzel bir betimlemesi ile bitirmek istiyorum yazıyı:
"Yangın artığı çamların dizlerine sarılan bodur meşeler, onların altında başlayan ahlatlar, alıçlar, kuru dereye doğru sarmış çiçekli hayıt dalları ve elbette diken ölüleri, büzülmüş, dertop olmuş bir acı gibi kıvrandılar sıcağın altında. Yaz hükmünü yeniden hissettirdi. Denizden yükselen rüzgâr, cırcırböceklerinin sesine dolandı."

Bir de değerli bir inceleme: http://muhalefet.org/...arpkaya-26-1792.aspx
Ahmet Büke'nin okuduğum ilk kitabı. Çok merak ettim hep bu adamı. Överlerdi. Orada burda Yüklük kitabını görürdüm sık sık. Bu kitaba nasipmiş ilk deneyim.

Bir öykü kitabı var elimizde ama daha çok romanmış gibi. Olay çok. Karakter de öyle.

İlk öykü bir sineğin başından geçiyor. Tasvirler çok sağlam, yerinde. Okurken sanki sineğin kanadında ben de uçuyorum. Anahtar deliğinden geçip bacağını koparan da ben.

Hele ikinci öykü. Olayı anlatmayacağım tabi spoiler'a gerek yok ama Orkun'un başından neler geçiyor neleeer. Bu öyküyü okurken alıp başınızı gideceksiniz uzun olmasına rağmen. Ve öykü öyle sağlam ki gerilim - polisiye sanki bir arada. Öykü değil de roman gibi.

Ahmet Büke sağlam. Lakin sırada kalemini deneyeceğim birçok yazar var. Faruk Duman, Sina Ergün, Cemil Kavukçu, Yekta Kopan vs.

Ama bence Ahmet Büke'yi tanımak bu kitaptan geçer. Okuyun, okutun..!
Konsantre öyküler: kesitler verilen hayatların tümü arka planda tamamlaniyor. Kısa bir anlatıda tüm'ün duygusunu hissettiriyor ... Zaman zaman rastgele bir sayfayı açıp tekrar okuyacağınızın sözünü verdiriyor.
Uzun romanların arasında dinlenme niyetiyle okuduğum değişik tarzda öyküleri barındıran Kumrunun Gördüğü, yazarın okuduğum ikinci öykü kitabı. Bazı cümleleri gerçekten hoş hisler uyandırıyor. Ama yazarı okumaya İzmir Postasının Adamları'ndan başlamanızı tavsiye ederim.
Ana babasız, aile büyükleriyle kalmış bir çocuk… Mahallenin Arap Hatçam Teyze, Bakkal Nihat, Berber Kâzım gibi hayli garip, pek müstesna karakterleri…

Toplumsal tarihimizin acı tatlı anılarını unutulmaması adına öyküleştirip edebiyata aktaran bu yazarımızı tebrik ederiz. Her öyküsü ayrı bir tat ayrı bir iz bırakıyor.

12 Eylül darbesi ve yaşananlar, öldürülen kadınlar, yoksulluk. Hepsi hikayeleştirilerek okura aktarılmış.

Yazarımızın ON8 blog da yazdığı öykülerden derleme olarak bizlere sunulmuştur. Başarılar dilerim.
Bu ara Türk öykücülere sarmıştım ve kitap da bu vesileyle bir öğrencimden hediye geldi. Farklı üsluplara alışkınım. Bu yazarın üslubu da farklı ve etkileyici. Politik, sarsıcı öykülerden oluşan kitap, uzun zamandır politik bir hikaye okumadığım için bana çok iyi geldi. Pek göz önünde bulunmayan Ahmet Büke'nin bu kitabını okuyunuz efendim. Tarihimizin "Hayata Dönüş Operasyonu" gibi yüz karalarını sarsıcı öykülerin içinde göreceksiniz.
Kısa,yoğun,şaşırtıcı...Ahmet Büke'den okuduğum ilk kitaptı.Birbirini tekrar etmeyen birçok mini öyküden oluşan kitabı tavsiye ederim.Sanki birçok kısa film izliyormuş hissi veriyor...
Öyle Öykü kaçamağı yapmak için okunacak biri degildir, Ahmet Büke... Kitabi adını veren "Yüklük" kelimesini nerden buldu diye düşünürken öyküleri konuşmaya başlıyor ve dolduruyor kitabın ismini,, hatta öyle bir an geliyor elinde olmadan "yüklük" taşıyor, hissediyorsunuz.

Kısa öyküleri iki yazarla tanımıştım... Biri Ferid Edgü ve Ahmet Büke... Hep öykülerini yazmaya devam etsin Ahmet Hoca...

Kitaba gelince, baslarda dogu kokan -ki manisa da dogmasina rağmen- hikayeler yaziyor gibime gelirdi yıllar önce. Ancak bu kitabi tamamen ters köşe barındıran köşe taşları mevcut... Kitabin baslarinda bilim-kurgu ve yanlis hatirlamiyorsam 3 tane de Distopya tarzi öyküler vardi. Cok da sevdim... Son öykülere yaklaştıkça ise bol bol selam veriyoruz yazarlara... Becket ile Oğuz Atay'i selam veriyoruz, Vus'at O. Bener ile yazarimiz tartışıyor yagmurlu bir izmir sahilinde ya da Sevgi Sosyal karsiliyor bir öyküsünde , tebessüm ederek hemde; yetmiyor Sait Faik Üstad konuşuyor balıkların en cok bulundugu sahilde, misafir oluyoruz.

Sonra bir bakiyoruz kitap bitmis... Her tarafimiza öykü bulaşmış, silkelemeye çalışıyoruz çıkmıyor... "Eehh be Ahmet Buke, her tarafimiza/ruhumuza bulaştırdin öyküleri" diyip kapatiyoruz kitabi...

Keyifle okudum, sizde keyifle okuyun ve öyküsüz bir günümüz dahi olmasın yaşamımızda...
Bu kitapta -genellikle diğerlerinde de- bir dokusu var aslında öykülerinin, daha tam oturtamasam/ alışamasam da cok farklı öyküler. Bölgesel nidaları çok güzel kullaniyor...

sonlara sakladığı öyküler cezbetti... Sadece öyküler değil tabi... Öykülerine verdigi isimlerde ilgincti... Zaman Çürüğü, 25 kuruşluk yaram, açlık sarkacı, düş bulma kurumu.

Okumaya devam...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Büke
Unvan:
Türk Öykü Yazarı
Doğum:
Gördes, Manisa, 19 Haziran 1970
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 149 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 120 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.