Ahmet Büke daha çok öyküleri ile tanınan , 2011 yılında Kumrunun Gördüğü adlı öykü kitabı ile aldığı Sait Faik Hikâye Armağanı ödülü ile de öykücülüğünü taçlandırmış bir yazar.
Varamayan; iki bölüm ve toplam on iki öyküden oluşuyor. Birinci bölümde uzunca bir öykü olan ve kitaba da adını veren Varamayan Ahmet var. İkinci bölümü oluşturan on bir öykü ise kısa öyküler. Kitapta yer alan öyküler kendisi de Manisalı olan yazarın doğup büyüdüğü topraklardan beslenen, oraların insanlarının günlük hayatlarını, dertlerini tasalarını, insan olma hallerini anlatan, oldukça sade ve akıcı bir dille yazılmış öyküler. Kitapta benim en sevdiğim öykü kitaba adını da veren Varamayan Ahmet öyküsü oldu. Saf Ahmet'le teskereyi alıp Borlu'luya doğru yola çıktık da bir türlü Akhisar'da trenden inmeyi beceremedik. Sonunda vurduk kendimizi yola. Artık yolun sonu nereye varırsa.
Bu yıl bir ödülde yazara Vedat Türkali Edebiyat Ödüllerinden geldi, onu da söylemeden geçmeyelim. Deli İbram Divanı adlı romanı ile en iyi roman ödülü de Ahmet Büke'nin oldu.
"Bak oğlum, dedi. İnsan dediğin yozdur. Hem de Kayacık kayasından daha karadır yüzü. İnsan ne işe yarar? Bir boka yaramaz. Ama karga dediğin mübarek hayvandır. Onu bunu ayırmaz bulduğunu yer. Sonra bak insanlar ceviz dikmez. Fenalık getirir diye. Halbuki en büyük fenalık kendinden çıkar."
Keyifle okunsun...
Ahmet Büke uzun dönem sonra muhteşem bir öykü kitabı ile dönmüş. İlk öykü uzun öykü olan bu kitabın diğer öyküleri kısa kısa. Ama ilk öyküden muhteşem bir okyanusun içine dalıyorsunuz. Şahane.
VaramayanAhmet Büke · Can Yayınları · 2019434 okunma
Ahmet Büke - Varamayan... Ahmet Büke'nin dört yıl sonra çıkan son öykü kitabı. Her sabah işe giderken İzban'la arama giren trenle "Borlulu Varamayan Ahmet" geçti. Trende eline alıp kokladığı şapkanın kokusunu hem babamın hem de dedemin "Ecevit" kasketlerinden bilirim. Sigara paketlerindeki gümüş kağıttan şu kadar toplarsan çok para veriyorlarmış yalanına, çocukken ben de kandım. Kitabın yolu açık, okuru bol olsun. Daha nice güzel kitaplara Ahmet Büke 🤗 @ahmet_buke70 #ahmetbüke #varamayan #öykü #bookstagram #kitap #book #kitaplık #neokudum #neokusam #türkedebiyatı #zorbasahaf #izmir #yolculuk #trenler
Ahmet Büke’nin öykülerini çok özlemişim.
Varamayan ile bu özlemi biraz da olsa giderdim.
Konusu olan, gerçekten hikâyesi olan öyküler yazıyor Ahmet Büke.
Onun hikâyelerini okurken kendi yaşamınıza dair pek çok şey buluyorsunuz.Gerçi belli bir yaşta olmanız gerek bunun için.
Kitapta ilk bölümde yer alan Varamayan Ahmet öyküsü, bir zamanlar neredeyse tek ulaşım aracı olarak kullandığım trenli yaşama götürdü beni.Alışverişe gitmek demek, sinemaya gitmek demek, Bakırköy’e gitmek demekti, çocukluğumda ve ilk gençlik yıllarımda.O zamanlar otobüs seferleri o kadar azdı ki, minibüsle Küçükçekmece’ye gider, oradan da trenle Bakırköy’e doğru devam ederdik.Şu anki hızlı trenlerden farklı bir tren kültürü vardı.
Varamayan Ahmet’in bir türlü inmesi gerektiği istasyonda inemeyip yola devam ettiği tren her ne kadar uzun yol treni olsa da ( çok daha zengin tren manzaraları var dolayısıyla) ortak pek çok nokta buldum ben.
Varamayan Ahmet’in saflığı, güzelliği , inmek istediği istasyonda inmeyi başaramaması hem gülümsett,i hem acıttı beni.Ahmet için korktum.Endişelendim.Vüsat O. Bener’in Havva’sı gibi içimi yaktı.
Gülümsediğim noktada, yıllar önce yengemin, teyzesinin; ilk trene binişinde ayakkabılarını nasıl çıkardığını anlatışı geldi aklıma.
Bir öykü böyle kalıcı oluyorsa belleğinizde, unutmuyorsanız ve sizi bambaşka şeyleri düşünmeye götürüyorsa o öykü başarılıdır bence.
İnsan İlişkileri ve Buzdolabı öyküsünü de çok sevdim.
Mutlaka okuyun Ahmet Büke’yi.O, az rastlanır bir hikâye anlatıcısı.
Varamayan iki bölümden oluşan bir öykü kitabı. İlk bölümde kitaba da ismini veren Varamayan Ahmet'in öyküsü var. Bu öykü kitabın en uzun ve bence en etkili öyküsü. Saf ve kırılgan Ahmet'in askerliğini bitirip memleketine dönme çabasını anlatırken özlemi, kederi, yurtsuzluğu da anlatıyor Ahmet Büke. Öykü bittiğinde boğazınızda bir yumru kalıyor adeta. İnsanın türlü halini görüp insanlığımızı sorgulatıyor bize.
Kitabın ikinci kısmı ismi on bir kısa öyküden oluşuyor. Buradaki öyküler kısa ama etkileyici öyküler. Yazarımız akıcı ve duru diliyle güçlü gözlem yeteneğini birleştirmiş ve bizlere okumamız için bu güzel öyküleri sunmuş. Benim severek okuduğum bir kitap oldu.
"İnsan dediğin yozdur. Hem de Kayacık kayasından daha karadır yüzü. İnsan ne işe yarar? Bir boka yaramaz."
VaramayanAhmet Büke · Can Yayınları · 2019434 okunma
Kitabı 2 farklı şekilde ele almak lazım. İlk öykü olan "Varamayan" kitabın yarısını oluşturuyor ve mükemmel bir öykü. Bitmesine üzüldüğünüz hikayeler olur. Varamayan da varamadığınız bir durak gibi uzaklaşıyor sizden. Uzatıp roman yazsaydı keşke dedim çünkü "Varamayan Ahmet" pürüpak bir karakter. Kitabın diğer yarısından çok bahsedemiyorum çünkü yazılmak için yazılmış, sayfa doldurulmak için eklenmiş gibi geldi. Yazar belki doğa sevgisi, taşra kokulu öyküler eklemek istemiş ama anlaşılır bir tarafı yok. Hayvanlarla konuşma olayı yeni yazılmış bir kitap için müthiş bir keşif değil maalesef. Daha özgün ve anlatımı kuvvetli hikayelerle harika bir öykü kitabı çıkabilirdi. İlk kısım hatırına okunabilir.
VaramayanAhmet Büke · Can Yayınları · 2019434 okunma
Yol senii içinde deyip yola revan olan, varamayanın yolcunun fotoğrafı, kitabımız
Genç dönem öykü yazarların dandır, yazarAhmet Büke
doğup büyüdüğü yerleri ve insanları günlük hayatları üzerinden ustalıkla anlatan öyküleriyle güçlü kalemi özlemiyle
öyküleri başta Sait Faik Hikâye Armağanı olmak üzere çeşitli ödüllere layık görüldü.
Varamayan
ki bölümden oluşuyor, ilk uzun öykü, sonrası on bir kısa öyküyü bu kısacık kıtaba sığdırmış yazarımız Ahmet Büke
.
"Hayat güzel, mutluluk verici, heyecan dolu değildi. Nereden geldiği bilinmez bir sel gibi önüne her şeyi ve zamanı katıp büyüyordu
(s:55)Eserden
Kitabın konusu arka kapak söyle demiş okura,
"kırılgan ve saf Ahmet’in askerden eve dönüş macerasını, yol boyunca karşılaştığı güçlükleri anlatıyor. Sıla arzusunu, yersiz yurtsuzluğu, özlemi, kederi ve günlük hayatın kalbindeki tuhaflıkları gözler önüne seren bu öyküler yaşadığı topraklarla bütünleşmiş..
Yol hikayesi nın gecırdipi zorlukları ve anları yansıtmış yazarımız..duru üslubu ve benzersiz gözlem yeteneğiyle öne çıkıyor."
Yolun açık, varacağın yerler e doğru derken #Buyurun o halde
Ahmet Büke ismini ilk olarak Murathan Mungan'ın "Bir Dersim Hikâyesi" adlı kitapta tanıdım. Hep okumak istediğim bir yazardı. Çünkü anlattığı olaylar, garip ve biçare Anadolu halkının hikâyeleriydi. Kendisi de Anadolu topraklarından geldiği için o yaşanmışlıkları çok ustaca verebildiğine şahit oluyoruz. Dili oldukça sade ve anlaşılırdı, dile hakim bir yaklaşımla hareket ettiğini de gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Beni en çok etkileyen hikâye ise kitaba ismini veren "Varamayan Ahmet'in Hikâyesi" idi. Bu hikâyeyi okuduğumda çok hüzünlenmiştim çünkü Ahmet gibi nice genç bu topraklarda yaşıyor. Kurguyu çok ustaca kullanmıştır. Böyle yazarların öncülüğünde edebiyat kavramının içi doldurulacaktır. Geleneğin verdiği güçlü yapının, bu tür çalışmaları her zaman yerini ve değerini korumasına sahip çıkacaktır. Yazarın eline koluna sağlık çok güzel duygularla bir yapıt ortaya koymuş ellerini tutan bir şey yok hep yazsın, Ahmet Büke...
Ahmet Büke, doğup büyüdüğü yerleri ve insanları günlük hayatları üzerinden ustalıkla anlattığı öyküleriyle pek çok ödül aldı. Sıla arzusunu, yersiz yurtsuzluğu, özlemi, kederi ve tuhaflıkları gözler önüne seren öyküleri yaşadığı toprakla bütünleşmiş bir yazarın duru üslubu ve benzersiz gözlem yeteneğiyle öne çıkıyor.
(Arka kapaktan)
VaramayanAhmet Büke · Can Yayınları · 2019434 okunma
Öylü ödüllü Ahmet Büke’den okuduğum ilk kitap. On iki öyküden oluşuyor. Öykü severler için…
Varamayan Ahmet isimli öykü, içlerinden en uzunu. Kitaba da ismini o vermiş. Ahmet memleketine varamadı, yarım kaldı bir şeyler…
VaramayanAhmet Büke · Can Yayınları · 2019434 okunma
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayımevinin düzenlediği "Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması"nda “Kayıp Dua Kitabı” isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de "Alnı Mavide" ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı.Öyküleri, e-edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.