Gülizar Karataş

İlmin Fazileti
قِيلَ : يَا رَسُولَ اللهِ أَيُّ الْأَعْمَالِ أَفْضَلُ؟ فَقَالَ: الْعِلْمُ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَقِيلَ: أَي الْأَعْمَالُ نُرِيدُ؟ قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمٌ: الْعِلْمُ بِاللَّهِ سُبْحَانَهُ، فَقِيلَ لَهُ نَسْأَلُ عَنِ الْعَمَلِ وَتُجِيبُ عَنِ الْعِلْمِ فَقَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ قَلِيلَ الْعَمَلِ يَنْفَعُ مَع َ الْعِلْمِ بِاللَّهِ وَ إِنَّ كَثِيرَ الْعَمَلِ لَا تَفَعُ مَعَ الْجَهْلِ. "Resûlullah (s.a.y.)'e soruldu: "Ey Allah'ın Resûlü! Amellerin hangisi daha faziletlidir?" Buyurdu ki: "Allah azze ve celleyi bilmek." Yine denildi ki: "Hangi amelleri isteyelim?" Buyurdu ki: "Noksan sifatlardan münezzeh olan Allah'ı bilmeyi." Yine denildi ki: "Biz size amelden soruyoruz, siz ise bize ilimden cevap veriyorsunuz?" Bunun üzerine Resülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Amelin azı, ilimle beraber fayda verir. Hâlbuki çok amel, Allah'ı bilmemekte fayda vermez"
Sayfa 78·Kitabı okuyor
Reklam
İlmin Fazileti
إِذَا أَتَى عَلَيْ يَوْمَ لَا أَزْدَادُ فِيهِ عِلْمًا يُقَرِّيُنِي إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَلَا بُورِكَ لِي فِي طُلُوعِ شَمْسِ ذَلِكَ الْيَوْمِ "Benim üzerime bir gün doğar da (o gün) beni Allaha yaklaştıracak olan bir ilmi artırmazsam, o günün güneşinin doğmasında benim için bereket yoktur"
Sayfa 76·Kitabı okuyor
İlmin Fazileti
يَسْتَغْفِرُ لِلْعَالِمِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ "Yerde ve gökte olan her şey, âlim için mağfiret dilerler?" Yer ve gök varlıkları tarafından kendisi hakkında af ve mağfiret dilenilen bir şahsın manevi değerlerini bir düşünün. İnsanoğlu için bundan daha büyük bir mertebe olabilir mi? Âlim, kendi işleriyle uğraşırken yer ve gök ehli ona mağfiret dileği ile meşguldür. Bilen bir kimse için ne büyük bir kazanç!
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Kethüdâzâde Mehmed Ârif Efendi
Ârif Efendi'nin ârifane ve zarifane söylenmiş iki fıkrasını daha nakledeyim: Bir gün, kendisini ziyarete gelenlerden biri, şöyle konuşmuş: "Tıbbiye mektebinde Allah'ı inkâr ediyorlarmış. Olan biteni tabiat yapıyor, diyorlarmış." Hazret, hiç düşünmeden şu veciz cevabı vermiş, "Öyleyse onlar Allah'ın adını 'tabiat' koymuşlar. Çare yok, bir Allah'a muhtacız!"
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Buğulanmyan ayna
Ayna buğulanıyorsa kaybetmedin. O halde kır tam zamanı, lunapark aynasını nefsin. Sonra bir parçasını alıp eline, güneşe tut, bir parça ışık borç al. Al ki ışığı yansıttığın kayalar yankılansın: "Daha ölmedin!" Al ki kapalı gözlere yağsın ışığın okları. Uğrasın dolunay her pencereye. Yeni ölen kişilerin ağzına ayna tutarmış eskiler. Buğulanmıyorsa ayna ölmüşsün kesin! Fakat hâlâ bušulaniyor cam, cana işaret etmede, Ey ölülerin arasında boylu boyunca uzanan! Anladık hâlâ kalbin çarpıyor. Kalbimizi çarptırıyor o derin gülümseme.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Reklam