İnsan-hayvanların ellerinden de hazzetmiyordu zaten. Şüpheleniyordu onlardan. Ara sıra et verdikleri doğru olsa da daha çok acı veriyorlardı. Eller uzak durulması gereken şeylerdi. Taş fırlatıyor, sopa değnek ve kırbaç tutuyor, tokat ve şamar atıyor, ona dokundukları zamanlarda ise kurnazca çimdik atarak, kıvırıp bükerek canını acıtıyorlardı.
İçinde yaşadığı dünyayı hayli etraflıca tanımıştı artık. Bakış açısı kasvetli ve maddiyatçıydı. Dünya merhametsiz ve nezaketsiz görünüyordu gözüne, sıcaktan yoksun, içinde okşamalara, sevgi gösterilerine ve tatlı coşkunluklara yer olmayan bir dünyaydı bu.