Geri Bildirim
  • Merhaba öncelikle arkadaşlar.
    Günaydın , iyi günler dilerim
    Jale Sancak tanımamda ve bu kitaba beni yönlendiren ve daha birçok kitap öğrendiğim #30501364 eseri bahis etmekten geçmek olmazdı.
    Kitap rengarenk İstanbul portresi ve karanlıklara gömülmüş bir o kadar gerçek birbirinden farklı hayatları anlatıyor.
    18 Farklı bölge ve hikaye , üslubuyla ve dili çok iyi kullanıp akıcılığı çok iyi bir bütünlük yakalamış . İstanbul'un Gizli saklı kalmışlıktan bahsetip ve bunu çok beğendiğimi söyleyebilirim.

    İstanbul insanlığı mest eden büyük iki kıta arasında sıkışmış hayallerininde olduğu şehir. Şehrin nuru insanların yüzüne yansımadığı , çoğu zaman karanlık gecelerin olduğu şehir.
    Her şeye rağmen rağmen bütün gizemi ile çekiyorsun insanı.

    Pek çok şehir dünyada, nice nice şehirler, göz alıcı, can yakıcı, kimi zaman da yok edici, sonu olmayan bir savaş oyunu. Ne ki her şehrin bir İstanbul'u yok. Yüzeye dahi çıkmaya umudunu çoktan yitirenler, onlar dipteki hayatlar… Bir dokunan olsa belki bin ah edecek olanlar, işte onlar “Tanrı Kent”in Yitik Şarkıları… İnsan çelişki yumağıdır yine de, karanlıkta ölenlerin acısı yürekleri yaksa da her yeni gün unutmaya uyanır. Çünkü küsemez, gidemez, en fazla küstüğünü sanır. Sus pus olur, kimse sormasın ister, uyur öylece, sonra bir akşamüstü uyanır yine yalnızlığına, yokluğa, yoksunluğa.

    Yakınlarda bir yerde, kuyudaki ses Şahmeran'ın sesi, hilekâr insanoğlu minicik menfaati uğruna büyük zararlarına razı olur. Oysaki eşi benzeri olmayan çiçeklerle dolu bahçe keşfedildiğinde Şahmeran kollarını açıp tüm yemişlerinden sunmuştu karşılık beklemeden hepimize, ne ki efsaneyi tüm krallar duymuştu artık. İmparatorluklar, saraylar, savaşlar, dökülen kanlar… Şehri birileri mi basmıştı, Şahmeran'ın çığlıklarını bir duyan olmuş muydu?.. Krallar, sultanlar, şövalyeler, evliyalar, aziz ve azizeler mi duymuştu bir tek bu sesi, yoksa bir kan davasından, törelerden, silah seslerinden, çaresizliklerden kopan / koparılan yürekler mi?.. (Melek Öztürk)

    1-Galata ; Kulenin eteklerinde yeniden birliktesin, onun küçük kanatlarıyla.(sayfa:9) #30716992

    2-Tarlabaşı ; Sesler, renkler, ışıklar Dilan, hem yakın hem uzak” Tanrı Kent'in temposu yüksek öykülerinden “Tarlabaşı”, küçük Dilan'ın gözlerinden ara sokakların kaosuna, geleceği olmayan hayatlara bizleri de ortak ediyor.

    3-Kulaksız; Başına buyruk, isyankar Nuray; ama aşk bu. Anlamaz ince, dalgın, kederli berber çırağı Ali. #30729746

    4-Hasköy: Düş kırıklığıydı Engin'in hikayesi . Yalnızlaşmanın öteki adı Hasköy. #30746685 #30782026

    5-Nişantaşı: Asu ve Avrupayi Nişantaşı #30749672

    6-Fener: Naci'nin delikli yorganındaki hayalleri ve çaresizliği. Kimse görmediği, duymadı dibe vurmuşları, #30750436

    7-Çarşamba: Gülbahar öteye geçen kadının ve birbirlerine yabancı olanların hikayesi. #30751581

    8-Sulukule : Sancılı bir ruh Gırnatacı Sami ve İstanbul bildiği Sulukule. #30752429 #30755564

    9-Gazi Mahallesi: Burada doğan Tayfun, korkuyla büyümesi yabancılaşması.

    10-Bağdat Caddesi: Sevim Burak'ı Ford Mach 1

    11-Yeldeğirmeni: Anadolu yakasında ikamet edenlerin dahi adını pek duymadığı semtlerimizdendir. Salomonun kimsisizleşmenin hikayesi. #30757699 #30765807 #30762412
    #30780781


    12-Kuzguncuk: Uğur Yücel'in çocukluk anıları ve Tilbe'nin şarkıları Kuzguncuk setinde pardon semtinde bir araya geliyor.
    #30768604


    13-Ortaköy: Nizam da tam bu sıralarda Siirt'ten havalanıp garson olarak iniyor Ortaköy'e , Ah Nizam'a da bir nur yağsaydı.

    14-Etiler ve 15-Küçükarmutlu: “Etiler” zar tutuyor uzun bacaklı manken kızlara, kokain partilerine sosyetik ve hızlı uçuşlarıyla… Hemen yanı başında “Yoksulluk Bizim Suçumuz Değil” pankartıyla “Küçükarmutlu”. Kendini yakanlar, yoksul gecekondularında ölüm orucuna yatanlar Direniş Mahallesi'nde. Gökyüzü zehir kusuyor Küçükarmutlu'da. Canan ve Zehra kardeşler bir kasırgada beyinleri sarsıyor. (Melek Öztürk) #30781090 #30770329

    16-Laleli: Gizlice ağlıyor geceleri Lili Leyla odasında, “karanlığa, tutkunun yırtılmazlığına.” ve kanına girmiş istanbul, #30783439
    #30769231

    17-Hacı Hüsrev: Bıçak yarasıyla Çöp toplayan Turaniko ve jargon adam Cambaz. Kaybolmaların, kaybetmelerin sırtındaki bıçak yarasıyla Hacıhüsrev.

    18-Kadırga: Binlerce yıllık tarih kadırga bir taraftan ölüm bir taraftan yaşamı kucaklayan şehrin tutuklu bölgesi. #30772297

    Kimimiz geçmişimizde bir zamanlar yaşadığı İstanbul'u, kimimiz de şimdiyi bulacak Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar'da. Hem geçmişe, hem şimdiye, hem de arada geçen zamana tanıklık ediyor öyküler. Öyle bir şey ki, içinize dokunuyor karakterler, gözlerinizin içine bakıp öfkeyle veya hüzünle kendilerini anlatıyor gibiler. Jale Sancak öykülerini birikim, araştırma ve gözlemleriyle bir bütünlük halinde okurun karşısına çıkarıyor. Aynı zamanda yer yer acımasızca yüzleştiriyor, içinde yaşayanları kendi öyküleriyle.

    İstanbul'da öfke bir leke, herkes kendine sürgün…
    (Melek Öztürk)

    Keyifle okuyup ve sizi uzun uzun bıraktığım inceleme
    Her şey gönlünüzce olsun
    Saygılarımla !!
  • Sabah kahvaltıda, çay kaşıklarının sesi birbirine karışıyorsa; bu mutluluğun sesidir. Ve anneniz karşınızda oturuyorsa, oturduğunuz yer tam olarak cennettir..
    Günaydın 🙋🏼
  • aldıgım tek günaydın apartmanda denk geldigim komşudan geldi, günaydın aytaç bey dedi, dogdum dogalı adım barış, yıllardır aynı yerde yaşıyorum, adam inatla adımı sucuk markası olarak ifade ediyor, bilerekmi yapıyor anlamadım ki
  • Benim suçum yok dedi kahve ☕
    Sizin değer verdikleriniz hatır bilmedi.
  • Mutlu yarınlar için (inşallah) günaydın.. Çok az kaldı...:)