Ebeveynlik, çocuk gelişimi ve eğitim alanında Türkiye’nin en sevilen isimlerinden biri olan Saniye Bencik Kangal, yarın Bi Dünya Kitap Grubu’nun konuğu oluyor.
🎙️ Moderatörlüğünü Aysu Koçali’nin üstleneceği söyleşide, yazarın büyük ilgi gören eseri Ergenlik Kapıyı Çarpınca başta olmak üzere; ergenlik dönemi, aile içi iletişim, çocuklarla sağlıklı bağ kurma ve ebeveynliğin güncel meseleleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştireceğiz.
📅 16 Haziran 2026 Salı
⏰ 21.00
🔴 HERKESE AÇIK ve TAMAMEN ÜCRETSİZ
📺 YouTube canlı yayını
Ergenlik Kapıyı ÇarpıncaSaniye Bencik Kangal
Kitap grubu üyesi olmanız gerekmiyor. Türkiye’nin dört bir yanından tüm okurlar, anne-babalar, eğitimciler ve 1000Kitap üyeleri yayına katılabilir.
Yarın akşam ekran başında buluşalım. 🌿
Bu bir hikâye değil, edebî serüvenimde bulunduğum nokta üzerine bir güncelleme.
Kısacası: Üretken yapay zekâ yazma kapasitemi artırdı. Koltuğa onu oturtmadan, eleştirilerini dinleyerek, hikâyelerimi güncelliyorum. Bu sürecin ilk meyvesi esasen 2018'de yazılmış Yazı isimli hikâyem oldu. Hikâye, Dil ve Edebiyat dergisinin 208. sayısında yer aldı. Şimdi de sitede:
hakkans.com/yazi-guncel.htm
Uzuncası:
Nerelerdeydim ben? Meşguldüm, uzaklardaydım. Dönüp baktığımda, garip bir dönüm noktasından geçmişim de fark etmemişim. Semra’nın Kayıplara Karışması yayınlandıktan sonra, yeni bir hikâye ile devam edecektim Şiar’da. Ama Şiar tam da o zamanda ara vermeye karar verdi. Esas ilginç olan ise, yazdığım hikâyeydi: Uzayamayan Hikâyeler. Gazze’deki soykırımı anlatan, “ıslığı andıran ses”lerle bölünen, bir bakıma yazdıktan sonra kalemi mecburen elimden atan bir metinmiş, fark edememişim.
Okumaya devam ettim; ama yazmaya devam etmedim. Neredeyse iki yıl boyunca, birkaç hikâye taslağına birkaç cümle eklemekten fazlasını yapmadım. İş güç, yeni iş arayışları vesaire derken uzaklaşmışım. Ama okudukça, ama hissettikçe, ama düşündükçe, edebiyat içimde devinmeye devam etmiş. Oysaki ben artık “gençlik hevesiydi” diye düşünüp, yetişkinlik hayatına iyice adapte olup, bu sayfayı çevireceğim sanıyordum. Neticede bana kucak açmış tek dergi kapanmıştı. Öbürleriyse ya reddediyor ya cevap vermiyordu.
Sonra 2025’in sonu geldi. Kasım ayıydı. Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Birkaç yıldır yuva bellediğimiz York şehrinden ayrılma vakti geliyordu. Taşınma telaşesi, işleri toparlama çabası vesaire derken, edebiyata eskisinden daha da az vaktimin olduğu bir vakitti. Edebiyatsa, tam o anda yine çıktı ortaya.
Masum bir fikirdi başta. İşlerimi takip için Notion isimli yazılımı kullanıyordum. Yakın