7/10
·72 syf.··
2026 16. kitabı
Jack London'dan 100 yıllık olağanüstü bir kehanet! Eserde büyük bir salgın sonrası oluşan Dünya aktarılıyor, 2012 de başlayan "kızıl veba" adlı virüs mikropu insanların bedenine sızdığı anda hızlıca etki ediyor, önce ten rengini kızıla dönüştürüyor ve sırayla organlara sızarak en son kalbe ulaşıp kişiyi 2 saat ile 1 gün arasında öldürüyor. 100 küsur yıl önce yazılan kitabın zaman diliminde güncel bir salgın olmamasına rağmen , yazarın günümüz dünyasında yaşanan korona virüsü tahmin etmişcesine yazdığı konu ve etkileri inanılmazdı. Kitabın başrol karakteri Profesör Smith(Granser) salgından yıllar sonra 2070 yılında salgını görüpte hayatta kalan son kişi olup ormanlarda torunlarıyla birlikte ilkel bir hayat yaşıyor ve bu ilkel yaşamın bir gününde torunlarını toplayıp bir ortam oluşturup geçmişteki salgında yaşadığı anıları anlatırken biz de bu anılara tanıklık ediyoruz
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
8/10
·%28 (64/224 syf.)·
Okuduğum birçok dini kitaba nazaran her mümin için geçerli olan emir ve yasakları günümüz bakış açısıyla ele alan bir kitap. Örneğin "kul hakkını" alışılagelmiş örneklerin dışına çıkarmış olması beni oldukça etkiledi. Gerek kamu hakkı gibi büyük bir haktan gerekse sosyal medyada beğendiğimiz, paylaştığımız yorumlar gibi küçük gördüğümüz haklardan, dijital ayak izimizin de amel defterimizde önemli bir yer kapladığından bahsediyor yazar. Her seferinde yeni bir başlık ve o başlığa uygun güncel örneklerle karşımıza çıkması da kitabı daha akıcı ve etkileyici kılıyor.
Panik Yok! Ben MüslümanımTalip İçöz · Yüzleşme Yayınları · 20213 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·120 syf.··
2026 24. kitabı
Körler Kıssası – Gert Hofmann : Ressam Bruegel'in dünyaca ünlü "Körler Kıssası" tablosunun yazıya dökülmüş hali ama ben pek beğenmedim. Belki biraz sert bir başlangıç oldu ama kitap bende tam olarak böyle bir izlenim bıraktı. Kitabın çıkış noktası oldukça ilginç. Bruegel'in o meşhur tablosunda altı kör adam, birbirlerinin omzuna tutunmuş halde ilerlerken öndekinin çukura düşmesiyle bir felakete sürüklenir. Hofmann da bu tek bir anı alıp sayfalar boyunca genişletiyor. Tabloda donmuş duran birkaç saniyelik zamanı açıyor, büyütüyor ve karakterlerin zihinlerinin içine giriyor. Hikâye boyunca altı kör adamın yürüyüşüne eşlik ediyoruz. Nereye gittiklerini tam olarak bilmiyorlar. Etraflarında ne olduğunu göremiyorlar. Öndekine güveniyorlar. Çünkü başka seçenekleri yok. Ama biz okurlar biliyoruz ki yolun sonunda onları bekleyen şey bir kurtuluş değil, kaçınılmaz bir düşüş. Kitap aslında körlükten çok insanın başkasına bağımlılığı üzerine. Birilerini takip etmek, sorgulamamak, kendi yolunu çizememek, korkularımızla hareket etmek... Körlük burada yalnızca fiziksel bir durum değil. Hepimizin zaman zaman içine düştüğü bir hâl. Okurken en çok dikkatimi çeken şey anlatım tarzı oldu. Hofmann aynı düşünceleri, aynı korkuları ve aynı cümleleri farklı şekillerde tekrar tekrar önümüze getiriyor. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu hissediyorsunuz. Sanki karakterlerin zihninde dönüp duran düşünceler gibi. Fakat benim için bu tekrarlar bir süre sonra yorucu olmaya başladı. Kitabın kısa olmasına rağmen yer yer uzuyormuş hissi vermesinin nedeni de buydu. Buna rağmen kitapta etkileyici bulduğum taraflar da vardı. Özellikle yaklaşan felaket hissi çok güçlü verilmiş. Daha ilk sayfalardan itibaren olacakları biliyorsunuz ama yine de o düşüş anına kadar bir gerilim eşliğinde yürümeye devam
Körler KıssasıGert Hofmann · Jaguar Kitap · 2022339 okunma
Bir keşif romanına hoş geldiniz
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:29
Kitabı övmeye başlamadan önce yazar Kaan Murat Yanık ı övmek istiyorum. Güncel yazarlarla mesafeli biri olduğum için iyi bir kalemle tanışınca ne yapacağımı bilemiyorum, bütün kitaplarını art arda okuma isteği ile baş başa kalıyorum. Edebiyat mezunu bir yazar, dili üslubu, eski ve yeni kelimelere hakimiyeti beni etkiledi. Eğip bükmeden, süsleyeceğim diye kasmadan harikulade yazmış. Çok memnun olduğum tanıdığıma.. Kitaba da hakkını teslim etmem gerekir, uzun zamandır dünyayı avucumda hissettiğim bir kitap okumamıştım. İhsan Oktay Anar ve Puslu Kıtalar Atlası ını sık sık yad ettim. Ama benzediği için değil özlediğim için. Amerika’nın keşfi, Kristof Kolomb’un denizciliği yer yer zalimliği, Orta çağ Hıristiyanlığının cehenneme açılan kapısı ve tüm bunların içinde “Kalender” yürekli bir Osmanlı denizcisi.. Ütopik unsurlar özellikle kitabın sonunda yoğunlaştı ama fark ettim ki masala da ihtiyacı varmış ruhumun. Bir coğrafyacı olarak keşiflerin kanlı yüzünü ve Osmanlıların tutumunu derslerde uzun uzun okuyan biri olarak tüm yaşananların Kaan Murat Yanık sayesinde halka arz olması ziyadesiyle mutlu etti beni. Okuyun , okutturun diyeceğim türden bir eserdi. Gelin görün isterim kıtaları keşfedeceğim derken insanlığın kendi içindeki rezil duyguların keşfedildiğini.. Dinlerini ve dillerini kabul etmeyenlere neler yaptıklarını ve dünya tarihinde yeni bir sayfa açıldığını, hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olmadığını.. Muazzam cümleler sizi bekliyor, “bir varmış bir yokmuş” diye başlayın ve arkanıza yaslanın. Kitapla kalın..
Coğrafya
Sular Üstünde Gökler AltındaKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20233,203 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 08:38
Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni romanı, ilk bakışta Selim ile Leyla’nın aşk hikayesi ekseninde şekilleniyor gibi görünse de, aslında arka planda 1960’lar Türkiyesi’nin o karanlık ve sancılı dönemini merkezine alıyor. Roman, dönemin aydınlarıyla birlikte tutuklanan Selim’in, gerekçesiz ve hükümsüz şekilde uzayıp giden tutukluluk sürecine odaklanıyor. Bu zorlu süreçte, Selim ve eşi arasındaki kısa mektuplaşmalarına da şahit oluyoruz. Kitapta, ülkenin aydınlarını susturma ve sindirme çabaları ile o dönemin baskıcı siyasi atmosferi işlenmiş. Eser, adı sebebiyle ilk etapta klasik bir aşk romanı beklentisi yaratsa da, bence buradaki asıl bekleyiş dışarıdaki eşin değil, parmaklıklar ardındaki özgürlük umudunun ta kendisi. Yazar, aşk hikayesiyle açtığı perdeyi siyasi bir dönemin anatomisiyle genişletiyor ve kitabın sonunda tekrar aşk temasına dönerek çemberi tamamlıyor. Dönemin içsel sancılarına, yönetim biçimine ve askeri sisteme yönelik ciddi eleştiriler barındıran kitapta, ne yazık ki bazı kısımların biraz havada kaldığını hissettim. Roman; ne tam anlamıyla bir aşk hikayesi olabiliyor ne de siyasi derinliği tam manasıyla verebiliyor. Bu kararsızlık yüzünden iki temanın da biraz yüzeysel kaldığı duygusuna kapıldım. Elbette o karanlık dönemde insanların yaşadıkları acılar, uğradıkları haksızlıklar ve bireysel benlik mücadeleleri okuyucuya yoğun bir kederle aktarılıyor. Ancak genel olay örgüsüne ve hacmine bakıldığında, bu eseri bir romandan ziyade geniş bir öykü sınıfına sokmam çok daha doğru olacaktır. Tüm bu eleştirilerime rağmen etkileyici ve okunmaya değer bir eser. Üstelik sadece geçmişi değil, günümüz Türkiyesini ve yaşadığımız dönemi de yansıtıyor. Ben aslında Livaneli’nin, güncel ülke gündemini "tarih tekerrürden ibarettir" felsefesiyle ele alıp, bugüne ayna tutmak
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Kusursuzluğun kusuru
Puan vermedi·88 syf.·
2026 11. kitabı
Bu kitapta belli bir hikaye yok, dialog yok, edebi bir içerik yok.Ne var? Günümüz dünyasında sosyal medya ile yaşayan insanın hayatına tutulan bir ayna var..Göçmen genç bir çiftin hayatı üzerinden bu çağın insanı anlatılmış güncel terimlerle...Kitabın yazarı genç bir Italyan.Felsefe eğitimi almış ama kitap da bunu pek kullanamamış..Hayatı anlatmıs felsefeye başvurmadan..Sanki aceleyle yazmış çok da irdelemeden.
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026165 okunma