Bu kitapta alıntı yapmak istediğim o kadar çok bölüm vardı ki... Ama canım istediğinde kitabı elime alıp kurcalamak için paylaşmadım. Samimi, okuyucuyu kendisi ile ilgili herhangi bir konuda ikna etmeye çalışmayan, sanatın ve sanatçının Türk ve dünya kültürlerinde sürekli bir kalıba sokulmasının sonuçlarını ve gereksizliğini anlatan, tam bir sanat aşığı olan sevgili Ömer Zülfü Livaneli... Huzursuzluk kitabı ile tanıştım ve anlatımına vuruldum. Hayat hikayesi ile de büyük bir hayranı oldum. Diğer eserlerini de mutlaka okuyacağım ve bestelerini de dinleyeceğim. Salt bir bakış açısıyla okursanız kendinizi saçma sapan doldurabileceğiniz bir olaylar bütünü var ama kim olursa olsun sanatı bu konulardan uzak tutun derim. Başarılarla, hüzünlerle, ödüllerle, dostlarla dolu muhteşem bir yaşam...
'' İnsan yazgının arabasından bir kez düşmeyegörsün, bir daha ne yapsa yetişemez. '' Kitabın özeti olan cümle bu aslında. Hırslı, entrikalarla dolu, şaşaa düşkünü ve olabildiğine yapay bir soylu kadının başına gelebilecek en muhtemel olaylar anlatılmış. Gayet akıcı ve kısaydı. :)
Livaneli'nin okuduğum ilk romanı olması vesilesiyle kendisine olan hayranlığımın temellerini de atmış bulunmakta. Olayların anlatımını ve yazarın empati yeteneğini, Doğu-Batı kültürü arasındaki sıkışıp kalınmışlığı betimleyişini, İbn-i Haldun'un 'Coğrafya kaderdir.' sözünün ne kadar isabetli olduğunu gösterişini... Kısacası herşeyini çok beğendim. Sonunda verilen mesaj ayrı bir güzeldi ama daha doyuran bir son bekledim açıkçası. Yine de tam bir kitaptı. Şiddetle tavsiye edilir. :)
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma