Yine kimse aklına bu şehri yapıp edenin, daha da yapıp edecek olanın şu beğenmedikleri öküz arabaları olduğunu, onların paltolarına, eteklerine sıçrattıkları sarı, kırmızı, kara çamuru öpmeleri, süpürmemeleri
lazım geldiğini düşünemedi.
Ben senin gelmen ihtimali olan yola gözlerimi dikmişim. Onlar, hesaplarını yapmış, havuzu seyrediyorlar. Ben geçmenizden ümidimi kesmişim. Sizi nerede bulabileceğimi: "Bana bakın! Beni dinleyin, n'olur? Bırakın da bir gün samimi olayım. Söyleyeceklerimi
söyletmiyorsunuz. Dinleyeceklerimi dinletmiyorsunuz.Bırakın anlatayım..."