Her kitap, yazarı farkında olmadan ruhunun bir parçasını içine gizler. Okur, kapağı açtığında yalnızca bir hikâye değil, başka bir ruhla karşılaşır. Bu yüzden bazı kitaplar unutulmaz; çünkü içinde sadece kelimeler değil, yaşamışlıklar da vardır.
Kitaplar yalnızca zamanın izlerini taşımaz, ruhumuzun da gölgelerini barındırır. Sessizce raflarda beklerken, bir gün bir el onları çeker ve geçmişle bugün aynı sayfada buluşur.
Ben cenneti hep bir kütüphane olarak hayal ettim. Çünkü kitaplar, zamanın zincirlerini kırar, geçmişi bugüne taşır. Ve insan, bir kitabın içinde yalnızca okuduklarıyla değil, unuttuklarıyla da var olur.
Bir kitabı eline aldığında, o an yalnızca bir hikâyeye değil, belki de birine ait hatıralara da dokunursun. Çünkü bazı kitaplar sadece okunmaz, yaşanır. Ve bazı kitaplar sessizce seni değiştirir.
Mesafenin önemi yoktur.
Burnunun dibinde olsa ne olacak?
seni anlamıyorsa,
ama birisi vardır dünyanın öbür ucunda...
En ihtiyaç duyduğun anda,
iki satır bile olsa,
bir çırpıda yani başında...
Mesafe uzaklıklarda değil,
Mesafe fedakarlıkta.