çocuğum öldü, çocuğumuz- şimdi dünyada senden başka sevecek kimsem kalmadı. ama sen neyimsin ki benim, seni ki beni asla, asla tanımadın, bir su birikintisinin yanından geçer gibi geçip gittin yanımdan, bir taşa basar gibi üzerime basıp gittin, gittin, hep gittin ve beni hiç bitmeyen bir bekleyişe mahkum ettin, neyimsin ki sen benim?
küçük bir restoranda yemek yedik- neredeydi, hatırlıyor musun? ah, hatırlamıyorsundur tabii, senin gözünde diğer akşamlardan bir farkı yoktu eminim; öyle ya ben neydim ki senin için? yüzlerce kadından biri işte, sonsuzca uzayıp giden maceralar silsilesine eklenen bir macera daha. hem zaten nereden hatırlayacaktın ki beni; yanında olduğum, sesini duyduğum için o kadar mutluydum ki, çok az konuşuyordum.