rem

rem
@gunsrun
Kelimelerle münakaşa kurup yazdığım ve okuduğum kitaplardan bir kaç parça şeyler, unutmamak için.
Kalem ile Kılıç
Üstelik yatakta tek de değildi. Omuzlarından asılan elden başlayarak şöyle bir süzdü yataktaki kadını. Ojeli, ucu tırtıklı tırnakların rengi tıpkı perdeler gibi kırmızıydı. Kadının hangi kumaştan yapıldığını merak etti. Ya da tam tersi, perdelerin hangi kumaştan yapıldığını. Sağ tarafa vuran gölgelerini incelediğinde görüntüyü yadırgamadı. Zamanın tekrar akmasını sağlayan şey bu değildi. Görüntüyü neden yadırgamadığını hatırlamaya çalışırken karşıda ki halıya gözlerini dikmesindendi. "Faysal? Su ister misin?" Hoş tınılı ses ile gözlerini kadının gözlerine çevirdi. Etten kemikten değil, saten kumaştan bir kadındı. Açık pembe dudakları yüzünde pek belirgin değildi. Belirgin olan, siyah saçlarının beyaz teninde Hindistan'da satılan boya kutularının üstündeki abartı kadınlar gibi durmasıydı. Kirpikleri ve ölçülü gözleri de. "Perdeleri kim seçti?" Diye sordu aynı yumuşaklıkla karşılık verirken. Karşısındaki kadının şaşırdığını titreyip yukarıya süzülmemesi için uğraştığı kaşlarından anlayabiliyordu. Omzundaki el yanağına çıktı. Tıraş edilmemiş yüzünde hafifçe oynadı kadının parmakları ve parmağında ki yüzüğü bu sefer yok sayamadı. Soğukluğunu hissetti. "Sen seçmiştin. Hatırlamıyor musun?" Faysal yanağında ki elin yüzünden çekileceğini hissettiğinde başını sol omzuna doğru eğdi. Yüzündeki alyansın soğukluğuna bile ihtiyaç duyuyordu. "Dur, Lada." Diye yakındı.
Alıntı
Reklam
Kalem ile Kılıç
. "Alors, siz gerçekten en baştan anlatmaya başladığından emin misiniz?" Diye sordu genç adam bacak bacak üstüne atmış halde. Sırtını pek önemsemiyordu artık. . . "Bahçemde oturuyordum. Her şey sessiz sakindi, olurundaydı. Havada bulut, ruhumda tespit ettiğim hiç ur yoktu. Birden kendimi bahçemde, taşların dibinde biten çiçeğin yanında dizlerimin üstünde buldum. Neye uğradığımı şaşırdım, arkanızdaki çaydanlıktan çıkan buharlar gibi tütmeye başladım. Tam kendime ne yaptığımı soracaktım ki...Başladım İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya Hükümdarı Hiroto'nun 1924'te Prenses Nagako ile evlendiğini, evliliklerinin dinamiklerini, her evlilikte inişlerin çıkışların olabileceğini anlatmaya. Ağzımdan çıkanı kulağım duyuyordu duymasına da beynim algılamıyordu." . . Saçlarının dibinden küçük bir ter damlasının aktığını hissetti. "Faysal." Gözlerini açtığında ise kendisine seslenildiğine emin oldu. "Faysal?" Evet. Adı Faysal'dı.. .
Kitap Alıntısı
Kıpırtıyı Yargıla
"Sevgi biraz bırakalım, büyük alalım, seneye de kullanırız diyebileceğimiz bir mevzuat değildir. Hemen, şimdi gerektiği kişiye verilmeli. Son tüketim tarihi var, o da bugün. Yarın çok geç." dedi kızarak. Ses tonu kelimeden kelimeye değişti. "Sevgi mevzu bahis olunca gelecek, geçmişten daha geçtir Erke." dedi ve daktilosundan kağıdı çıkardı.
Alıntı
Tablodaki Hayalet
"İçinde olduğumuz hız treninin adı Pers. İsmini Pers İmparatorluğu'ndan alıyor. Bilirsin eskiden bu antik yol Efes'ten Persepolis'e kadar hızlı ulaşımı kolaylaştırmak için yapılmıştı. Hatta eskilerden bu yol için gayriresmi bir slogan kalmıştır, 'Ne kar ne yağmur ne sıcaklık ne de gecenin karanlığı onların görevlerini yapmalarına engeldi.' Tabii doğruluğu o zamanlar için muamma."
Kitap Alıntısı
Tablodaki Hayalet
Anneannemin rivayetine göre insanların iki ayağı, kolu, gözü olmasının nedeninin kişinin hem bu dünyayı hem de ölümden sonrası hayatı unutmamak için olduğuydu. Bir ayağın buraya bassın diğeri oraya, kendinden emin ol. Bir kolunla burayı tut diğeriyle orayı ki mücadele et. Bir gözünle bu dünyanın geçiciliğini gör diğer gözünle oranın gerçekliğini gör. Ölmeden önce öğreneceklerimiz hiç bilmediğimiz bir diyara yetmez. Zaten biz de yetinmezdik. Bu yüzden dünyanın yıkımını inşa edenlere hiçbir zaman kızmadım. Yıkılacağının belli olduğu yerde kendilerine bir oyunda rol hazırlıyordular. Üstünde tepiniyordular ki yeniden canlansın. Üstünde tepinmediğin şeyi canlandıramazdın. Yani, bir nevi resüsitasyon.
Alıntı
Reklam