Puan vermedi·528 syf.··
2026 255. kitabı
Ahmet Ümit, Türk edebiyatının en popüler ve usta kalemlerinden biri olarak, bu devasa eserinde muazzam bir kurgu yeteneği sergiliyor; okuru günümüz İstanbul’unda işlenen sıra dışı bir cinayet ile Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı, en trajik dönemlerinden biri olan Fatih Sultan Mehmed devri arasında soluk soluğa bir tarihsel yolculuğa çıkarıyor. Roman, bir tarih profesörü olan Nüzhet’in gizemli bir şekilde, tıpkı Fatih Sultan Mehmed’in ölümündeki şüpheleri andırır tarzda zehirlenerek öldürülmesiyle başlıyor. Cinayeti çözmek için kolları sıvayan Başkomser Nevzat ve ekibi, kendilerini profesörün yakın çevresindeki entelektüel entrikaların, kıskançlıkların ve köklü aile sırlarının ortasında buluyor. Ancak kitabın asıl alametifarikası, bu polisiye soruşturmaya paralel olarak ilerleyen muazzam tarihsel katmandır. Ahmet Ümit, Fatih Sultan Mehmed’in dehasını, yalnızlığını, çocuklarıyla olan gerilimini, İstanbul’un fethinin perde arkasını ve nihayetinde sultanın gizemli ölümünü (bir suikast mı, yoksa ecel mi?) muhteşem bir tarihi vesika titizliğiyle romana dokuyor. Katilin bıraktığı şifreler, karakterleri ve okuru Fatih’in ruh dünyasıyla ve Osmanlı sarayının o tekinsiz dehlizleriyle yüzleştiriyor. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere sadece fiziksel bir cinayeti değil; psikolojik düzeyde babaları, otoriteyi ve zihinlerdeki "Sultan" imgesini öldürmenin varoluşsal sancılarını da derinlemesine inceliyor. *Sultanı Öldürmek*; tarihi gerçeklerle kurgunun, saplantılı bir aşk hikayesiyle kusursuz bir polisiyenin iç içe geçtiği; okura hem Fatih Sultan Mehmed döneminin o büyüleyici panoramasını sunan hem de son ana kadar katilin kim olduğu sorusuyla meraktan çatlatan, Ahmet Ümit külliyatının en olgun, en zengin ve en sürükleyici başyapıtlarından biridir.
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,7bin okunma
İstanbul Bayburt’a benzesin mi benzemesin mi ile hatırlayacağım
Puan vermedi·208 syf.·
2026 48. kitabı
2026’nın 48. Kitabı: Ahmet Günbay Yıldız - Beni de Kalbinde Götür Yazarın o kendine has, şiirsel kaleminden dökülen masum aşk satırlarında kaybolmak, insana iç ısıtan, umut yeşerten sıcacık bir tebessüm bırakıyor. Zihnimin odalarında hafif bir meltem gibi esen bu zarif hikayeyi tek bir günde, adeta ruhumu dinlendirerek bitirdim. Edebi yolculuğuna ufak bir eleştiri getirmem gerekirse; hikaye, yazarın Asi Delikanlı eseriyle oldukça tanıdık sulara yelken açıyor. Başkarakterlerin doktor unvanı taşıması, kalemiyle bir yazar olarak var olması ve yüreğindeki gurbet ile sıla hasreti iki romanın ortak yansımaları. Ancak itiraf etmeliyim ki, olay örgüsünün zarafeti ve akıcılığıyla Beni de Kalbinde Götür , benim dünyamda çok daha özel bir yer edindi. Günümüz popüler kültürünün ve dijital platform kurgularının dayattığı; şefkatten uzak, yalnızca ihtiras, tahakküm ve bencilce bir "elde etme" hırsı üzerine kurulan aşk anlayışından sonra, bu satırlar ruhuma adeta şifa gibi geldi. Aşkın; sabırla, naiflikle ve irade terbiyesiyle örülmüş o temiz yüzünü gençlerin de tanımasını yürekten diliyorum. Özellikle yeni neslin, sevginin bu zarif ve onarıcı halini keşfetmeleri gerektiğine inanıyor, bu yüzden tüm okurlara ve gençlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. #AhmetGünbayYıldız #BeniDeKalbindeGötür #KitapYorumu #OkudumBitti #KitapTavsiyesi #Edebiyat #KitapKurdu
1000Kitap
Beni de Kalbinde GötürAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2023105 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·128 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 12:51
İstediğim insan olma yolunda ACT terapisiyle igili yakın zamanda takip etmeye başladığım Esra ORAS’ın okuduğum ilk kitabıydı. Yazar ACT terapisini ve günümüzde psikoloji, din ve insanın iç içeliğini ve bulunduğu yerleri çok naif açıklayıcı ve yalın bir anlatmış. İnsan olmanın içinde kırılganlık barındırdığını,günümüz şartlarında bütün sorunları çözümlemeye çalışmamızın kendimizi hep mutlu etme çabamızın büyük bir yanılgı olduğunu çok güzel dile getirmiş.Altını çize çize ,sindire sindire okduğum çok keyif aldığım bir başucu kitabıydı.
İstediğim İnsan Olma YolundaEsra Oras · Timaş Yayınları · 202625 okunma
Tarihin Tozunu Yutmuş Bir Yalnızlık
8/10
·320 syf.··
2025 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 00:00
Öncelikle dürüst olalım. Ben yüzlerce yıldır yaşıyorum, ah ne kadar acı çekiyorum, herkes ölüyor ben kalıyorum edebiyatından biraz kusma noktasına gelmiş olabilirsiniz. Ben de kitabı elime alırken ,yine mi vampir dizisi kıvamında bir ölümsüzlük dramı?, dedim. Ama Matt Haig abimiz sağ olsun, klişelerin etrafından dolanmayı iyi becermiş. Kitabımızın kahramanı Tom. Kendisi bir tarih öğretmeni ama hani şu tarihi yaşıyormuş gibi anlatıyor denilen hocalardan. Adam haklı, çünkü zaten Shakespeare’le takılmış, Kaptan Cook’la gemi turlarına katılmış, Fitzgerald’la kadeh kaldırmış. Romanda bir Albatros Derneği var. Tom gibi yavaş yaşlananları koruyor (sözde). En büyük kuralları ise asla aşık olma. Yahu adam zaten 400 yıldır yaşıyor, hormonları bile emekli olmuş, sen hala aşk yasağı koyuyorsun. Ama tabii ki bizim oğlan kuralı çiğneyecek, yoksa kitap bitmezdi. Kitap boyunca Tom’un sürekli günümüz dünyasından şikayet edip geçmişi özlemesini okuyoruz. Telefonlar kötü, internet tü kaka, herkes acele ediyor... Tamam Tom anladık, en otantik yüzyıl senin yüzyılındı. Bu kısımlar beni baydı şahsen. Gece Yarısı Kütüphanesi 'ni okuyanlar bilir, Matt Haig kişisel gelişim soslu roman yazmayı sever. Burada da satır aralarında bize anı yaşa, geçmişe takılma, gelecek zaten yok gibi mesajları fırlatıyor. Neyse ki bunu kafamıza vurarak değil, güzel bir kurguyla yapıyor. Kitap kötü mü? Asla değil. Hatta o kadar akıcı ki. Sadece sonlara doğru olaylar biraz aceleye gelmiş, sanki Matt Haig'in teslim tarihi yaklaşmış da alelacele toparlamış gibi bir hava var. Yine de piyasadaki o içi boş fantastik kitaplara bin basar.
1000Kitap
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 20:13
Mouffe'a göre, her ne kadar "merkez siyaset", "ideolojilerin sonu", "sağ-sol ayrımı kalmadı" gibi söylemler yaygınlaşmışsa da siyasetin özü çatışmadır. İnsanları yalnızca iyi yönetilmek isteyen bireyler gibi kurgulamak, farklı kimliklerin, aidiyetlerin görmezden gelinmesine yol açar, bu da sağ popülizm, aşırı milliyetçi hareketler gibi çeşitli uç siyasal projelerin ortaya çıkmasına sebep olur. Bu duruma yol açan, "Üçüncü Yol" gibi merkezci konsensüs siyasetçilerinin antagonizmaları siyasal alandan dışlamalarıdır Mouffe'a göre. Böylesi bir dışlama, siyasi tercihleri de bireysel özelliklere indirger, oy verme davranışını cahillik veya irrasyonellikle açıklamaya çalışmak gibi. Halbuki gerçekte olan siyasal karşıtlık ve çeşitliliktir. Şu halde ortadan kaldırılması gereken düşmanlar çıkmaz açığa, ama bu mücadele edilmeyecek anlamına da gelmez. Düşman değil, meşru bir hasım haline gelen insanlar olması gerektiğini düşündükleri şeyler için mücadele ederler. Mouffe ortak demokratik kurallar çerçevesinde mücadele edilen bu modele agonistik demokrasi diyor, gerçekleştirilebilirliği ise hayli şüpheli. Elbette çatışmanın bitmeyeceği, günümüz siyasal partilerinin temsil krizine ve popülizmin yükselişine yönelik teşhisleri bu çalışmayı değerli kılıyor. Ancak önerisi bulanık, hatta uygulanabilirliği mümkün mü emin değilim. Temsili sağlayacak ve demokrasiyi işler kılacak olanın sınıf, cinsiyet, ırk vb. gibi çeşitli tahakküm biçimlerine karşı çıkan grupların geniş bir sol hegemonya oluşturması olduğunu iddia ediyor. Burası da epey zor, günümüz birleşememelerini ele alırsak. Kaldı ki sağ grupların birleşmesi sol grupların birleşmesine göre her zaman daha kolay. Yine de sağ popülizmle mücadelenin yolunu bir karşı mücadeleyle solun birleşmesi olarak görmesi umut vaat ediyor.
Demokratik ParadoksChantal Mouffe · Epos Yayınları · 201515 okunma
Puan vermedi·392 syf.·
2026 101. kitabı
Çalınan Kraliçe – Fiona Davis Herkese selam. Çalınan Kraliçe, Mısır tarihi ve arkeoloji etrafında şekillenen, geçmişle günümüz arasında gidip gelen bir gizem hikâyesi. Bu kitapla ilgili çok objektif bir yorum yapabilecek durumda mıyum? Hayır. Çünkü son 100 sayfayı grip olduğum için resmen beynim kapalı halde okudum. Kalan 300 sayfadan anladıklarımla bir şeyleri birbirine bağladım ama “Ne anladın, anlat bakalım?” derseniz şu an anlatamam sjdjdj. Kitapla ilgili değil kesinlikle, benim beynim çalışmıyor jsjsjs. Onun dışında kitap akıyordu ve merak duygusunu canlı tutmayı başarıyordu. Ama final kısmını sağlıklı bir kafayla tekrar okumam şart gibi duruyor. Çünkü şu an yaşadığım şey daha çok “kitabı bitirdim ama kitap beni bitirdi” hissi.
1000Kitap
Çalınan KraliçeFiona Davis · Prime Kitap · 202638 okunma