Gurbet

Gurbet
@gurbetdikyer
*Muş Alparslan üniversitesi Türkçe öğretmenliği. *İstanbul üniversitesi Çocuk Gelişimi
Öğretmen
Lisans
Mardin
Güroymak, 15 Temmuz 1997
99 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
@gurbetdikyer·
·
sabitlendi
İç ve dış dünya arasındaki farkı ne kadar çok olursa varoluş stresi o kadar fazla olur. Kişinin iç dünyasında düşündüğü hissettiğiyle dışarıya karşı gösterdiği söylediği duygu ve düşünceler arasındaki fark onun yaşamındaki önemli bir stres kaynağını oluşturur. İç dünyasını ,yani gerçek duygu ve düşünceleri ifade edebilen biri iç dünya dış dünya farklı pek yoktur bu nedenle bireyin yaşamına varoluş stresi azdır bu birey yaşamında can yalnız değildir. Kendi hayatını yaşayabilmek önemlidir. İnsanın içinde olduğu tüm yaşam çabasına kendi hayatını yaşayabilme çabası adı verilebilir. Biri için özgün bir yaşamı var dediğimizde anlatmak istediğimiz budur. Bu kişi iç dünyasına düşündüklerini ve hissettiklerini sözlerinde ve davranışlarında yaşayabilmektedir bu düşünce ve davranışlara sahip kişi özgün insan deriz. Özgün insanın yaşamında stres azdır. Özgün yaşamı olmayan insan iç dünyasında hissettikleri ve düşündüklerini davranışına yansıtamaz bu insanı söyledikleri ve yaptıkları kendi iç dünyasından değil başkalarının ondan beklentilerinden kaynaklanır bu kişi başkalarının kendisinden duymak istediklerini söylemek zorunluluğunu hisseden onların görmek istediklerini yapar onun yaşamında sosyal yüz baskındı ve can geriye itilmiştir yalnızdır.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Kendini Bulma ve Bilme Durağı ​"İnsan, başkalarıyla konuşmaktan kendisiyle konuşmayı unuturmuş. Sürekli bir şeyleri izah etme çabası, kendini kanıtlama telaşı ruhu yorarmış. Bugün her şeyi sessize alıyorum. Bu susuş bir küskünlük, bir kırgınlık ya da hayata sırtını dönme hikayesi değil; tam aksine, dağılan parçalarımı sükutun potasında yeniden toplama çabasıdır. Çok konuşan yanılır, çok konuşan kalbini katılaştırır derler. Ben bugün kalbimi yumuşatmak, ruhumu hafifletmek ve aynada sadece kendi hakikatimle yüzleşmek için sustum. Dil mühürlendiğinde kulak içeride açılır ve insan nihayet kendi iç sesini rehber edinir."
Kelimelerin Ötesindeki Hakikat ​"Kelimeler, içimizdeki deryayı anlatmakta ne kadar da yetersiz kalıyor bazen. Çoğu zaman bir maske oluyor sözler; kırgınlıklarımızı gizlemek için neşeli, öfkelerimizi örtmek için kibirli cümleler kuruyoruz. Oysa sükut maskedir, tamamen çıplak bir hakikattir. Susma orucu tutmak, kelimelerin kirletemediği o saf alana geri dönmektir. Dil sarsıldığında kalp de sarsılır; dil sustuğunda ise kalpte derin bir nehir akmaya başlar. Bugün cihanla olan bütün bağımı sözsüz, imzasız, sessiz bir anlaşmayla askıya alıyorum. Bırakın bugün halim konuşsun, sükutum niyetim olsun, sessizliğim en derin duam yerine geçsin."
Ruhun Dünyevi Gürültüden Arınması (İçsel Hicret) ​"Dünya her geçen gün daha gürültülü bir yer haline geliyor; herkes konuşuyor, herkes haklı çıkmaya çalışıyor, herkes kelimelerden kaleler inşa ediyor. Oysa insan en çok konuşurken harcanıyor, en çok konuşurken kırıyor ve kırılıyor. Bugün niyet ettiğim susma orucu, bu bitmek bilmeyen dünya gürültüsüne çekilen en zarif resttir. Dilimi susturuyorum ki kalbimin feryadı bitsin, zihnimdeki o yorucu uğultu dinsin. Harflerden, hecelerden ve cümlelerden hicret edip sükutun o uçsuz bucaksız sarayına sığınıyorum. Çünkü bilirim ki, dışarıdaki gürültüyü tamamen kısmadan, içerideki o ilahi fısıltıyı duymak asla mümkün olmayacaktır
Hz. Meryem’in Teslimiyeti ve Meryemce Susmak ​"İnsan bazen öyle bir dörtyol ağzına gelir ki, ne yana dönse kelimeler hükümsüz, ne söylese haksız çıkarılacaktır. İşte tam o anda akla Hz. Meryem’in o asil, o sarsılmaz sükutu gelir. Üzerine gelen dalgalara, fırtınalara ve haksızlıklara karşı tek bir kelime bile etmeden sükut orucuna niyet etmek; dünyayı aradan çıkarıp meseleyi doğrudan sahibine havale etmektir. Meryemce susmak, bir acizlik ya da kaçış değil; aksine 'Ben sustum, şahidim ve vekilim olarak Allah yeter' diyen en yüksek sesli teslimiyettir. Bugün dilime vurduğum bu mühür, dünyaya karşı bir dilsizlik değil, hakkın tecellisini sessizce bekleme asaletidir."