Çanakkale hakkında İstanbul’a birçok heyecan verici olay, anı, söylenti yansıyor, milletin içini titretiyor, göğsünü kabartıyordu. Değerli sanatçılardan bu anlatılara ölümsüzlük kazandırmaları beklenmekteydi. Bu beklentiyi en güzel, Almanya’da olduğu için kurula katılamayan şair Mehmet Akif karşılayacaktı. Çünkü aklı ve yüreği Çanakkale’deydi. Biri karamsar, ümit kırıcı bir şey söylerse, üzülüp ağlıyor, ya da kızıp azarlıyordu. İstiyordu ki herkes, “Bütün dünya toplanıp gelse, merak etme, Çanakkale düşmez.” desin. Çanakkale’yi orada dövüşen bir er gibi yaşıyordu. Bu nedenle de Çanakkale kahramanları için ilk anıtı şiirleriyle o dikecekti.
M. Kemal Genelkurmay’da son temaslarını yaparken İsmet Bey’e (İnönü) rastladı. Birbirlerini gördüklerine sevindiler. İsmet Bey M. Kemal’in elinden tuttu, odasına götürdü. Görüşmeyeli bir yılı geçmişti. Konuşup dertleştiler. İsmet Bey son bir olay anlattı:
“Amirim olan Almana birkaç gün önce, ‘Zaferden sonraki kazancınız ne olacak’ diye sordum. Aralarında çok sık konuşmuş olacaklar ki ağzından kaçırıverdi.”
“Ne dedi?”
“Die Türkei!” (Türkiye!)
M. Kemal’in yüzüne gölge düştü...