gülsüm

gülsüm
Ey nefsim meftun olduğun o zevkleri hiçe indirirler...
Parmakları, ikide bir suyu kesilen küçük ırmaklardı.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Reklam
Bu akış içerisinde her gün biraz daha eğilen gövdesinden, şimdi çok derinler de pır pır eden ve yaşama sevinci adına elinde tek olarak kalan ışıklardan biri daha sönüyordu her seferinde.
Sayfa 102·Kitabı okudu
“...Sonra esirgediklerine bir özür, bir bağış gibi dünya seni kattı ömrüme. Yalnız gözleri değil, hücreleri görmeye başlayan bir körün sevinciydi yaşadığım. Teninin kokusuyla yudum gövdemin pasını. Bütün yaprakları birer serçe kesilmiş bir ağaçtım, üstüne titreyen. Gelince sen geliyordun, ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden. Çarşılardan bir serinlik gibi geçiyordum sana gelirken. Kalabalık bile güzelleşiyordu. Eşiğinden değil de güzden yaza geçiyordum her seferinde. Gövdene bakıp bakıp ‘iyilik bu’ diyordum. Yitiklerimin de kazançlarımın da adı oldun bir gülüşlük vakitte. Uzaklara bakmaya seninle başladım. Benim için işgal senin dışında ki her şeydi. Senden geçiyorsa her şey aşktı. Dünya sensiz geliyordu üstüme.”
Sayfa 92·Kitabı okudu
Dudağımda ki titreme içimde can çekişen gelecektir.
Sayfa 81·Kitabı okudu
“İnsan en çok yakınlarından ölüyor.”