gülsüm

gülsüm
Ey nefsim meftun olduğun o zevkleri hiçe indirirler...
...tıpkı bizler gibi, diye düşündü Ahmet Reşat, azıcık ışık gö­rünce hemen sevinen ve sonra da elleri böğründe kalan, enayi elma ağacı!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Ayrılık dedim, kavuşma dedim. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi dedim.”
Yüzüm bir gelecek atlası. Başım önde dönüyorum bütün yürüyüşlerden. Mavilik yitirdi hükmünü. İpi kopmuş bir boncuğum senden sonra. Bedeni olmayan bir zaman, odalarda. Canım ne kadar acıyorsa sözüm o kadar üşüyor. Ömür Hanım...
“şu heves sensin, şu incinmiş gurur sen, şu utangaç aşk, şu Posta Caddesi’ndeki daktilo sesi, çocukların okul dönüşü sevinci sen.” Kuşkuyla bakmıştın yüzüme. Kirpiklerim içime dökülüvermişti. Susarak büyümüş iki çocuktuk biz, kendisini sevmeyi bilmeyen. “