Vakitlerden , dağlardan ve büyük sislerden
epey önceydi kente geleli, kabulündü , bilirdin ki insanlar kalbinin doyduğu yeri ev bellerdi.
Kalplerin konuştuğu bir gize saklıydı o evlerin kapısı.İyi dilekler dillerden değil, göz bebeklerinden düşerdi.
Buralar sisli ve Sana Veremedigim mektubumu gaybına bırakıyorum. Gayba ve gelmeyen yarınlara tutunmak olmasa bugünün
verdigi yükü yüklenebilir miydik bilmiyorum. Gelecek ekli vakitlere , gayba ve gelmeyen insanlara ve gelmeyeceklere olan öfkemize denk özlemimiz ve meramımızla gittikçe dikişinden ayrılan bir yama gibi hayat yaşıyoruz.
Bu ana ait olmayan her şeye hasretiz.
Ellerim, her sabah damarlarıma kadar buz tutuyor.
Azıcık konuşmalar gibi her şey . Söylenmek istenenler ağzımıza tıkılıyor.