*🌹 Esselâmü Aleyküm Rahmân’ın Güzel Kulları 🌹* *Bu hafta sonu binlerce gencimiz sınav sıralarında ter dökecek. Kimi yıllardır kurduğu hayalin peşinde, kimi anne-babasını sevindirmek için, kimi de geleceğine güzel bir kapı açabilmek için emek verdi.* *Bugün gelin, yavrularımızı dualarımızda unutmayalım…* *🤲 Allah’ım!* *Sınava girecek bütün evlatlarımızın kalplerine huzur, zihinlerine açıklık, gönüllerine güven ver.* *Heyecanlarını hayra çevir, bildiklerini unutturma, emeklerini zayi etme.* *Gecelerini gündüzlerine katarak çalışan yavrularımızı mahcup eyleme.* *Anne-babalarının yüzünü güldür, gönüllerini ferahlat.* *Ya Rabbi!* *Evlatlarımızı sadece diploma sahibi değil; iman sahibi, ahlâk sahibi, merhamet sahibi kullarından eyle.* *Doktor olacaksa insanlara şifa dağıtan bir doktor,* *Öğretmen olacaksa nesillere örnek olan bir öğretmen,* *Mühendis olacaksa memleketine faydalı bir mühendis,* *Hangi mesleği yapacaksa yapsın; dürüst, vicdanlı ve Senin rızanı gözeten bir kul olmayı nasip eyle.* *Onlara beş vakit namazı sevdir*. *Kur’an ile gönüllerini nurlandır.* *Kötü arkadaşlardan, kötü alışkanlıklardan ve kötü yollardan muhafaza eyle.* *Ya Rabbi!*
Duygu ve Düşünce
Yalan insanların en çok ihtiyac duyduğu en çok kendilerini güvende hissettikleri yerdir
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Allah söyle dedi: ‘Korkmayin, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm.’ “ Tâ-Hâ 46
Bir külah dondurma ve kaybolan yazlar
Dondurma neden hep çocukluğun tadında? Ağzınızdaki ilk soğuklukta ne hissediyorsunuz? Kaymak kaymak gibi değil artık. Çikolata da çikolata gibi değil. Peki, tarif mi değişti, biz mi? Ne zaman dondurmanın adı geçse, ne zaman bir külah alsam, nerede olursam olayım, kendimi bir an için çocukluğumun yaz akşamlarında, Moda’daki dondurmacımızda bulurum. Annem, babam, kardeşlerim ve ben. “Ne’li olsun?” diye sorulduğunda seçim zorlaşırdı. Çikolata mı, kaymak mı? İkisi de güzeldi. Dondurmalarımızı elimize alır almaz erimeye, akmaya başlardı. Eriyen damlalara yetişmeye çalışmak başlı başına bir oyundu. Sonrası hep beraber Kumlu Park. Çocukken de adına Kumlu Park mı derdik, yoksa bu isim sonradan mı yerleşti, bugün emin değilim. Ne de olsa o yıllarda tüm çocuk parkları mumluydu. Yıllar sonra yine koşarak dondurma alsam da, lezzeti yine harika olsa da bir şey eksik. Parka kadar yürüyorum. Dondurma akmıyor. Telaşlanmıyorum. Yaz mı çok sıcaktı o zamanlar? Ben mi yavaştım, yoksa dondurma mı değişti? Kaymak artık kaymak gibi değil. Çikolata çikolata gibi değil. Tarif mi değişti? Ben mi? Belki o dondurmayı özel yapan taze meyveydi. Annemin elimi tutuşuydu. Ailenin sıcaklığıydı, Moda sahilinden gelen iyot kokusuydu, yaz günlerinin o tatlı serinliğiydi. Belki sütün tazeliğiydi. Belki de hepsiydi. Anılardı, çocukluktu. Kim bilir? Dondurma yine de vazgeçilmez. Kaç yaşında olursak olalım, bir külahı elimize aldığımızda içimizde hâlâ tatlı bir heyecan kıpırdar, yüzümüze çocuksu birgülüş yerleşir. Dondurma bize çocukluğu geri getirmez; ama o günlerin sevgiyle dolu, kaygısız mutluluğunu tekrar tekrar hatırlatır. Dondurmanın arşivlerdeki tarihi Antik dönem anlatılarında karın meyve suyu, bal, şerbet ve çeşitli nektarlarla karıştırıldığına dair pek çok rivayet dolaşır: Çin’in buz
Makale|Yazı
Her şeyi sorgula ama bendeki yerini asla.
Sonra “güven” diye bir şey öğrettiler Sırtımız bıçaklarla doldu…