Kelimeleri farklılaştırarak acı gerçekler değişmeyecektir.
Dünyaya hasredilmiş işlerine uhrevi etiketler yapıştırdığında, onları uhrevileştirdiğini sanır insan. Zaaflarına güzel isimler takmakla, onları fazilet haline getirdiğini düşünür. Biriktirerek büyük bir israfa, yüksek makamlara tırmanarak tenzil-i rütbeye, başararak büyük bir mağlubiyete, bilgi edinerek büyük bir cehalete, kazanma yoluyla büyük bir kayba, severek büyük bir nefrete sebebiyet vermiş olsa da pişman değildir. Çünkü bütün bu olumsuzluklara ulvi duyguları, yüce kelimeleri siper etmiştir.
Yalan söylemiyor olmak, doğru biri olmak için; kötülük yapmıyor olmak, iyi bir insan olmak için yeterli midir? Kötü alışkanlıklarının olmaması, birini iyi yapar mı? Kendine veya başkasına zarar vermiyor olması, insanı yararlı biri yapar mı? Dünyaya tapmıyor olması, Allah'a kulluk ettiği anlamını taşır mı? Kötülük yapmadığı halde iyi de olamamış, dünyaya tapmamış olduğu halde Allah'a da kulluk edememiş, kimseye bir zararı dokunmadığı gibi yararı da olmamış nice insanlar vardır.