Güven tutma

Güven tutma
@guventutma
Vicdanın ve erdemin sözlerinde ışıldasın; aklından gayrı kılavuzun olmasın. Bir millet stoik doğar fakat epiküryen ölür.
Güneş için ısıtmamak nasıl imkânsızsa, kuvvetli ruhlar için de insanlara acımamak öyle imkânsızdır.
Sayfa 71 - DERGÂH
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zâlimlere acıyınız, kindarlara acıyınız.
Sayfa 71 - DERGÂH
Felsefe
İptidaî insanlık beden sporlarile gençliğini yetiştiriyor du. Daha sonra sirklerle, arenaların vahşi kahkahaları ara sında gladyatörler ve vahşi kaplanlar alkışlandı. Hıristiyan ve İslâm terbiyesi genç nesilleri, iptidaî benlikten kurtarıp ilâhî benliğe kavuşturduktan sonra yine korkunç bir irtica, insanlığı iptidaî benliğine irca etti. Tribünlerde kol ve bacak maharetleri alkışlamaktan kollar kopuyor. Her yerde ben liklerden taşan naralar beyinleri ürpertiyor. Beden sporla rile beden zevkleri, ruh sporlariyle ruhun zaferlerine sanki son vermek istiyor. İnsanlık sarhoştur, kolay kolay kendine gelemeyecek kadar sarhoş. Onu kendine getirecek hareket, temenni edelim ki insanlığın tarihinde daima görüldüğü gibi, bir büyük belâ, büyük bir musibet olmasın.
Felsefe
İnsan olan benlik sayesinde, yani şuur ve hürriyetimizin bir likte çalışmalarile bir büyük kapının tâ eşiğine ulaşıyoruz. Bu kapıyı açabilen orada bir başka benlik buluyor. Sonsuzluktan bize sunulan bu ilâhî emanet sayesinde azaptan kurtulmak, murada ermek, varlığı sevmek kabil oluyor. Sonu olan var lıkların âleminde sonsuzluğun muradına erdiren bu ilâhî emanet elde edildikten sonra insanın sanatı, eski hayatî ben liğini teşkil eden hırsların, tahakküm zevklerinin, heveslerin ve iştihaların birer birer terki oluyor. Var olmak iradesiyle uzanarak kucakladığı âlemin varlıklarını terk eden insanın bu sanatı, zamanla kendinde tabiî hal oluyor. Bu olgunluk halinde kıskançlıkları ve hevesleri, tahakkümleri ve hasetleri terkediyoruz. Lüksten ve iştihalardan uzaklaşıyoruz. Neşeyi ve kederi unutuyoruz. Yalnız ilâhî neşeden haz duyuyoruz. Bize ben dedirten ne varsa, şehvet, servet, şöhret diye ne varsa hepsini terkediyoruz. Sade göğsümüzdeki kalbin çar pintisina minnetle ve varlık karşısında duyduğumuz hayretle başbaşa kalıyoruz. Benlikten kurtulup bütün varlıklara hizmetkâr olarak yaşamak, bizde şevk oluyor. Kalbimize sık sık soruyoruz: Daha bende ne varsa söyle, terkedeyim?
Felsefe
İnsanlık sarhoştur, kolay kolay kendine gelemeyecek kadar sarhoş.
Sayfa 68
Felsefe