İçimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere Ve bir kurtuluş bulamadık. Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için Ama kimse duymuyor bizi. Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz. Füruğ Ferruhzad
Keşke benim de güvercinler gibi kanatlarım olsaydı, uçsaydım ve bir dinginlik bulsaydım. Uzak bir yerlere gitseydim ve çölde yuva yapsaydım. Şiddetli fırtınalardan kaçsaydım sığınaklara, çünkü yeryüzünde zorluklar ve şirretler gördüm. Dünya boşunalığa gebe kalmıştır ve zulmü doğurmuştur...
Sayfa 202 - İkaros YayınlarıKitabı okuyacak
Reklam
Sıkıcı diye düşündü. Sıkıcı… Son zamanlarda bu sözcük zihninden çıkmaz olmuştu. Sıkıcı…
İnsan ne zaman geri çekilmesi gerektiğini bilmeliydi, bu da yaşamın gereklerinden biriydi.
Soğuk ya da külrengi bir gökyüzüyle kaplı Paris’te biter, Palais-Royal’in kararmış taşlan arasındaki güvercinler, kent ve ışıkları, telaşlı öpüşmeler, sinir bozucu ve kaygılandıran şefkat, yirmi dört yaşındaki bir adamın kalbinden yükselen arzu ve uy­sallık - “arkadaş kalalım.”
Güvercinler; parlak kavuniçi yağmurluklu ufacık çocuğun daha mı yakınlarına gelmesine izin veriyorlar, yetişkinlere verdiklerinden?
Reklam
başka adam
yıkmış sokaklara boylu boyunca gençliğini ümitlerini güvercinler gibi uçurmuş binlerce defa kaybetmiş ümitlerini Gemilerin kayboldukları yerde kaybetmiş hain şiirlerde hain türkülerde kaybetmiş binlerce defa yeniden bulmuş ümitlerini sonra fecir çığlıklarının saçlarından tutmuş deniz gider o gider bulut gider o gider
Zamandan yorgun, Yaşanmışlıklardan eksik, Kıymetsiz bakışlarla dönüyorum. Yollar var soluksuz yollar. Nereye çıkıyor bu yollar ! Güvercinler niye yok? Korkak ağır bir rüzgar ruhumda. Yabancı yüzler, duygular gibi... Gölge biraz ve biraz ışık ... Güvercinler var. Görüyorum güvercinler var yollarımda Beyaz her yer beyaz...
Rüknettin’in kalbi için kehanetler
ı rüknettin'in aynalarda ağladığı kadar var. bir mevsimin kıyısından tutarsan rüknettin kurak ovalara yağmurlar yağar ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi kalbin şiir olup vadilerini sular. senin de vadilerin vardır rüknettin! kehanetler kurarsın, yağmalarsın kendini kurtarıp o yangında ilk önce kalbini niyedir, aynalarda azalır
Sayfa 102 - Kapı YayınlarıKitabı okudu
karıncalara biraz su götürmek istiyorum bu gece uzağım. sessizliğe kaldım yineleyen sessizlik biraz karıncaları düşünüyorum biraz da yazık hâlimi sebepsiz yere ağlamıyorum elbet, ağlıyorum yalnızca. dua ediyorum evvelden, O' ndan uzaklaştıran yollara sapmamak ve Yaradanı unutmamak için. nasibimde olmayan küçük bir taşa dâhi gönlüm meyletmesin, uzak tut Allah'ım. kendimi çok söyledim, özür dilerim. sizden... yıldızlarla ağlamak, günahıma af dilemek istiyorum. yağmur diliyorum, en bereketinden. güzellikler yol olsun o ülkeye. güvercinler size inanıyorum yine donatıcaksınız orayı. o mübarek şehri. allahım güzel Allah'ım senden çokça derman, ekmek ve şifa istiyorum kardeşlerim için. yaralarını hafiflet, gökleri barışkan olsun lütfen. lütfen Allah'ım... merhamet eyle. bağışla bizi... 25şubat.
Reklam
Uyanabilirsen uyan bir bak Güvercinler geçiyor dağlarından Sol yanında yusufçuklara Denizin sabah aydınlığıyla dolduğu yerde Umulmadık şiirler söyleniyor
Muzaffer İlhan Erdost
Muzaffer İlhan Erdost
Konsun-yine-pervazlara Güvercinler; "Hu hu"lara karışsın Aminler.. Mübarek akşamdır; Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler! Berat kandiliniz mübarek olsun
Arif Nihat Asya
Arif Nihat Asya
Artık güvercinler de değişmiş. Bir çift güvercin, hiç istemediğim hâlde yüzsüzlüğe vurup evimizin balkonunda yuva yaptılar. Gözlerinden başka her yeri kirli dişi güvercin, yumurtalarının üstüne tünemiş, yavru çıkarmak hevesinde. Daracık balkonda birbirimizi görmezlikten gelecek hâlimiz yok ama bu denli yüz göz olmak da istemezdim. Ne onda tedirginlik ne de ben de sahici merak var! Varlığımız sıradanlaştı. Oysa her varlık kendi doğal mekânında güzel. Yüksek binaların biçimsiz, uyumsuz çatılarının üstünden gökyüzüne bakıyoruz. 
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.