Puan vermedi·136 syf.·
2026 33. kitabı
Arnavutluk'ta anne karnında iken babasının 'erkek çocuk' beklentisiyle dünyaya gelen Matya bugün otuz üç yaşında. Bekaret yemini ettiğinde Bekiá olmayı çoktan geride bırakmış. Bölgede hüküm süren Kanun herkesi esir almış. Kan davaları erkek çocuklar etrafında dönüyor, erkek çocuğun yoksa hem halk hem de Kanun seni de yok sayıyor. Matya önce babasını, sonra annesini, ardından da çekip giden erkek kardeşini kaybetmiş. Şimdi sadece hayatında inek ve babasından yadigar güvercinler var. Yaşanmış hayat hikâyesinden yola çıkan anlatı, günümüzde hikayenin kahramanının bir gazeteciye röportaj vermesi üzerine kurgulanmış. Şahane bir feminist metin diyebilirim. Yaşananlar çok etkileyici ve sarsıcı. Sadece bir toplumun gelenekleri değil aidiyet, kimlik, özgürlük ve gibi bir çok kavramı eksenine almış anlatı. Aldığı ödülü sonuna kadar hak ediyor
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026117 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı olayların bir noktasını,odağını ve bir kesiti yalın bir dille anlatan öykülere sahip kitabın ikinci öyküsü ise Dilsiz Kırlent’tir.Öykünün diline adeta nesneler eşlik eder.Nesnelerin karakterlerle özdeşen varlıkları,kokuları vb ninimalist bir anlatıma sunulmuştur.İki kadının ağrısını,sızısını anlatan ve özlemek üzerine kurulu olan bu öykü,ilk öyküye de bir selam verir. Gençliğin Ertesi...Gençken beklediği beyaz atlı prens ile gerçekler çarpışırken İsmet,gerçeği gençliğinin ertesinde, olgunluk döneminin başlarında kavrar.”Beni okutun” dediğinde, “mutsuzum”diye haykırdığında kendisini dinleyen tek bir kişiyi bulamamış olan İsmet,boşanma kararı aldığında artık koca bir kadındır ama ataerkil düzen,kadın üzerinde o sessiz şiddetini çoktan kurmuştur.Yer yer bilinç akışı,yer yer de geriye dönüş teknikleriyleil anlatılan öykünün en etkileyici yanı,acının,karakterin kişilik özelliği olan “deli kız” üslubu ile aktarılmasıdır.Öykünün finali de bu bağlamda hayli absürttür.Bir gençlik illüzyonunun kaybı,sevgisiz hayatın peşin ödenen bedeli,ve gitgide artan hayal kırıklıkları,içe işleyen bir dille anlatılır. Genel olarak ölüm ve ölenin ardında kalanlar üzerine yazılan öykülerden biri olan Ada Rüyası, şiirsel bir anlatıma sahiptir.Doğrusal ilerlemeyen bu öykü tıpkı rüyalar gibi;atlamalı,sıçramalı, imgeseldir.Öykü boyunca sesler,renkler,kokular birbirine
Kelebek ÇalısıAslı Sökmen Gediz · Potkal Kitap Yayınları · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Dokunmadan” Üzerine
10/10
·352 syf.··
2026 7. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:26
Dokunmadan: Hayatın Kıyısında Bir Vicdan Yolculuğu (Spoiler İçerir!) Bazı kitaplar olay örgüsüyle, bazıları karakterleriyle, bazılarıysa diliyle hafızamızda yer eder. Yazarla tanışma kitabım olan “Dokunmadan” benim için üçüncü gruba giriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ne Adalet’in yolculuğu ne de romanın sürprizleri oldu; zihnimde en çok yer eden şey, yazarın kelimelerle kurduğu dünyaydı. Kahramanımız Adalet, henüz yirmi dokuz yaşında olmasına rağmen ölüm döşeğinde karşımıza çıkıyor. Hastane odasında ölümü beklerken hayatını sorguluyor ve kendine çok temel bir soru soruyor: “İlk gerçek günahım neydi?” Bu soru onu çocukluğuna, vicdanının en karanlık köşelerine ve yıllardır taşıdığı suçluluk duygusuna götürüyor. Adalet’in en belirgin özelliği, hayatı boyunca yakasını bırakmayan suçluluk hissi. Yaptıkları için, yapmadıkları için, düşündükleri için hatta bazen yalnızca var olduğu için suçluluk duyuyor. Bu nedenle roman sadece bir geçmişe dönüş hikâyesi değil; aynı zamanda vicdanın insan hayatını nasıl şekillendirebildiğinin de hikâyesi. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri hiç şüphesiz ölümle yüzleştiği ilk sayfalar. Adalet şöyle diyor: “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden… Her an kapımı çalmasından çekindiğim arsız bir misafiri bekler gibi hazır olacaktım ölüm hazretlerinin teşrifine. İçimden bir ses, ‘Buraya kadarmış Adalet,’ diye fısılyordu. Ürperiyordum.” (syf: 8) Bu satırlarda beni etkileyen şey ölüm korkusundan çok, insanın yaşayamayacaklarını düşünmesi oldu. Yeni bir mevsim görememek… Bir daha erik yiyememek… Kıymetini çoğu zaman fark etmediğimiz sıradan güzelliklerin ölüm karşısında
Roman
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Hepimiz, her şeyde aşağı yukarıyız!
9/10
·104 syf.··
2026 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:16
Eser efsane bir düşüşü, karakterin bir dosta anlatması söylevinde, size anlatıyor insanlar.. Yüksekte, en yüksekte ki insanoğlunun, kendini çözümlemesi ârı bir dille, yakarak anlatılıyor bir ceza yargıcı tarafından.. Bayıldım.. Okurken, herkes kendinden bir parça bulacaktır eminim.. Özellikle önemsemek ve duyumsamak zincirleri altında.. Baptiste, bir kızın ölümüne seyirci ve sessiz kalarak başlıyor düşüşe.. Ben, kendini iyilik ve vicdan timsali sanan ben, bıraktım, aktı gitti o kız diyor.. Çözülme buradan itibaren başlıyor.. Eserde ki ana tema : Yargılanmamak adına iyi oluyoruz, yargılanmamak adına suç işlemiyoruz. Aslında hepsi içimizde ama biz bir kesim tarafından yargılanmamak için iyiyiz'di bence.. Baktığım da ; Camus'un yargıları keskin ama gerçek.. Biz insanlar, buyuz.. Böyle olunca, mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz, hepimiz kendi berbat tarzımıza göre İsa’yız, bir bir haça gerilmişiz, ama yine bilmeden. Düşüş İnsan önce, çıkar. Yükseğe en yükseğe, sonra bir şey olur ve anlar ki yükseklerde uçuşan güvercinler kadar bile bir değeri yoktur yaşamın... Güvercinler özgürdür. İnsan hep tutsak ve sarsak.. Bu sarsaklığı anımsamak güzeldi benim için.. Bir Düşüş'e düştüm arkadaşlar.. Yerinde saymakta zaten bize ters. Düşmelere, kalkmalara ama hep yaşamalara.. Camus hayranlığım git gide artıyorken, naçizane okumalısınız diyorum eseri.. İnsan yalnızlıkta, yorgunluk da eklenince buna, kendini seve isteye peygamber yerine koyuyor. Ne de olsa, halim ortada benim, çürümüş taşlar, sisler ve sularla kaplı bir çöle sığınmış biri, basbayağı zamanlara özgü içi boş peygamber, sırtı bu yosun tutmuş kapıya yapışmış, parmağı alçak bir gökyüzüne doğru kalkmış, hiçbir yargıya tahammül edemeyen, yasasız insanlara ilenip duran, kafası
Edebiyat
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Kuşlar Giderken Değişen Bir Şehir
Puan vermedi·79 syf.··
2026 4. kitabı
Kuşlar da Gitti, İstanbul’un dönüşümünü güvercinler üzerinden anlatan, küçük gibi görünen ama anlamı oldukça derin bir eserdir. Yaşar Kemal, kuşların şehirden yavaş yavaş yok oluşunu modernleşme ve betonlaşmanın doğal yaşam üzerindeki etkisi olarak ele alır. Olay örgüsünden çok atmosferin öne çıktığı romanda, şehir değişirken aslında insanın doğayla bağının da zayıfladığı hissi verilir. Yazarın şiirsel ve güçlü anlatımı bu kaybı daha çarpıcı hale getirir. Sonuç olarak eser, kuşların gidişi üzerinden büyük bir eleştiri yapar ve okuyucuya şunu düşündürür: Bir şehri değiştirmek, sadece binaları değil, onun ruhunu da değiştirmektir.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
5/10
·96 syf.··
2026 70. kitabı
Büyükler sayıları sever. Onlara yeni bir arkadaştan bahsettiğinizde size asla işin aslını sormazlar. Hiçbir zaman," sesinin tonu neye benziyor? En sevdiği oyunlar hangileri? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?" demezler. "Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası ne kadar kazanıyor?" diye sorarlar. Sadece bunları bildiklerinde arkadaşlarını tanıdıklarını sanırlar. Eğer büyüklere, "Pembe tuğladan, pencerelerinde sardunyalar ve çatısında güvercinler olan çok güzel bir ev gördüm," derseniz o evi hayal etmeyi beceremezler. Onlara, "Yüz bin franklık ev gördüm" demek gerekir. O zaman, "Ne kadar güzelmiş!" diye bağrışırlar. Aynı şekilde eğer onlara, "Küçük prens gerçekti çünkü çok güzeldi, gülüyordu ve bir koyun istiyordu. Bir koyun istemesi kişinin var olduğunun kanıtıdır" derseniz omuz silkip size çocuk muamelesi yaparlar! Ama onlara, "Geldiği gezegen asteroit B 612'ydi" derseniz ikna olurlar ve sizi sorularıyla sıkmayı bırakırlar. Onlar böyledir. Onlara bu yüzden kızmamak gerekir. Çocuklar büyüklere çok müsamaha göstermelidir. Evet bu kitaba başlamamamın en büyük sebebi büyük bir önyargıyla yaklaşmış olmamdı. Ne yani bu yaşta çocuk kitabı mı okuyayım diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz zira çocukların ve yetişkinlerin bakış açısından ele alan yazarımız kendine has müthiş bir eser çıkarmış. Aralardaki öğütler ve bilgiler harmanının yanı sıra yazarın çizdiği resimlerle bunu pekiştirmesi epey ilginizi çekecek. Pişman olmayacağınızın garantisini veriyorum 2 saate bitirebileceğiniz çerezlik bir kitap. Gökyüzüne her baktığımda küçük prens ve gezegenini gözüm arayacak.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025280bin okunma