Puan vermedi·160 syf.··
2026 83. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:33
Psikoloji alanında neredeyse hiç okuma yapmamama rağmen bu kitabı görür görmez okumak istedim. Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen oldukça rahat ve keyifli bir şekilde okudum. Kitap 12 bölüme ayrılmış, kısa ama bir o kadar da kapsamlı bir eser. Bu yüzden sindire sindire, altını bol bol çizerek okudum. Kitabın temel konusu insanın yaşamdaki yeri ve konumu. Bunun yanında aşağılık duygusu, üstünlük kompleksi, rüyalar, çocukluk, sosyal uyum ve evlilik gibi birçok konuya da değiniyor. Kısa olmasına rağmen örneklerle desteklenmiş, dolu dolu bir içerik sunuyor. Okuduğum bazı şeylere ilk başta şaşırsam da üzerinde düşününce oldukça mantıklı geldi. Yazar, aslında herkesin belli ölçüde aşağılık duygusuna sahip olduğunu, bunun anormal bir durum olmadığını ve insanın yaşamını, ilişkilerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini başarılı örneklerle açıklıyor. Psikoloji denince akla sıkıcı ve ağır kitaplar gelebiliyor ancak bu kitap tam tersine oldukça akıcıydı. Verdiği örnekler sayesinde anlatılanları anlamak kolaylaşıyor ve okuma süreci çok daha keyifli hale geliyor. Psikolojiye giriş yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Yaşama SanatıAlfred Adler · Cem Yayınevi · 20203,690 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
Toplumun Aynasına Gülümseyerek Bakmak: Rıfat Ilgaz'ın Sosyal Kadınlar Partisi Bazı yazarlar vardır; aradan yıllar geçse de anlattıkları insanlar hiç değişmemiş gibi gelir. Rıfat Ilgaz benim için tam olarak böyle bir yazar. Sosyal Kadınlar Partisi'ni okurken sık sık "Bu karakteri sanki tanıyorum" diye düşündüm. Çünkü Ilgaz'ın anlattığı insanlar sadece kendi dönemine ait değil; bugün de çevremizde yaşamaya devam ediyorlar. Kitabın ilk dikkatimi çeken yanı, mizahın hikâyelerin merkezinde olmasına rağmen asla yüzeysel kalmamasıydı. Rıfat Ilgaz güldürmek için yazmıyor; güldürürken düşündürmek, düşündürürken de topluma küçük ama etkili eleştiriler yöneltmek istiyor. Bu yüzden birçok öykünün sonunda yüzümde oluşan tebessüm kısa sürede yerini sorgulamaya bıraktı. Eserde karşılaştığımız karakterler oldukça tanıdık. Kendi çıkarlarını toplum yararının önüne koyanlar, görünüşe ve gösterişe fazlasıyla önem verenler, farklı görünmeye çalışırken aslında birbirine benzeyen insanlar... Ilgaz, onları yargılamadan ama bütün kusurlarıyla gözler önüne seriyor. Belki de bu yüzden karakterler karikatür gibi değil, gerçek insanlar gibi hissettiriyor. Kitabın adını taşıyan "Sosyal Kadınlar Partisi" öyküsü ise özellikle dikkat çekici. Rıfat Ilgaz burada yalnızca kadınlar üzerinden değil, toplumun genel yapısı üzerinden bir eleştiri kuruyor. İnsanların sosyal görünme çabalarını, popüler olma isteğini ve zaman zaman samimiyetten uzaklaşan davranışlarını ince bir ironiyle anlatıyor. Okurken birçok sahnenin günümüzde sosyal medya çağında bile geçerliliğini koruduğunu fark etmemek mümkün değil. Rıfat Ilgaz'ın kalemini sevdiğim noktalardan biri de dili. Ne süslü ne de yorucu. Son derece doğal bir anlatımı var. Hikâyeler sanki bir arkadaşınız size yaşanmış olayları anlatıyormuş hissi veriyor.
Sosyal Kadınlar PartisiRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2008182 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·68 syf.··
2026 26. kitabı
Stefan Zweig’den yine harika bir kitap. 1 saatte bitirilebilecek, ancak etkisi uzun süre devam edecek bir eser. Daha önce Stefan Zweig okumadıysanız bu kitapla başlamanızı öneririm. Hem yazarın diline hem de psikolojik derinliğine alışmak için güzel bir başlangıç. Gelelim kitaba… Öyle büyük bir aşk okuyoruz ki, aşk için nelerden vazgeçebileceğimizi sorgulatıyor. Kitap, ünlü bir yazarın doğum gününde isimsiz bir kadından uzun bir mektup almasıyla başlıyor. Mektubu yazan kadın, 13 yaşından beri yazara büyük bir aşkla bağlı olduğunu anlatıyor. Hayatının merkezine onu koymuş, yıllarca uzaktan sevmiş ve onun haberi olmadan yaşamını bu sevginin etrafında şekillendirmiş. Tam anlamıyla platonik bir aşk. Kadın bu karşılıksız aşk uğruna yalnızlık, özlem ve hayal kırıklıkları yaşıyor. Mektubunda, birlikte geçirdikleri kısa anların kendisi için ne kadar değerli olduğunu ve bu ilişkinin hayatını nasıl etkilediğini samimi bir şekilde dile getiriyor. Kadının tek isteği, yazar tarafından hatırlanmak. Ancak yıllar içinde yolları birkaç kez kesişmesine rağmen yazar onu hiçbir zaman hatırlamıyor. Kitap; karşılıksız aşkı, takıntıya dönüşen bağlılığı, yalnızlığı ve insanın görülme, hatırlanma arzusunu etkileyici bir dille anlatıyor. Mektup boyunca bir kadının ömrü boyunca içinde taşıdığı büyük sevginin ve derin hüznün tanığı oluyoruz. Aşkının büyüklüğü, kendinden bile vazgeçmesi ve her şeye rağmen sevdiği insanın üzülmesini istememesi insanın içini burkuyor. Kadının tek istediği şey hatırlanmaktı. Ve bu mektupla yazarın onu unutamayacağı kesin… Ben de kitabı bitirdikten sonra o kadını unutamadım.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
Ya İstiklal Ya Ölüm: Bir İnancın Zaferi
Puan vermedi·388 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:16
Yarının Adamı 3 - Ya İstiklal Ya Ölüm serisinin üçüncü kitabı yalnızca Kurtuluş Savaşı'nı anlatmıyor; umudun en azaldığı zamanlarda bir milletin ayağa kalkma iradesini de gözler önüne seriyor. Milli Mücadele dönemi, sadece cephelerde verilen bir savaş değildir. Aynı zamanda bir kimlik, bağımsızlık ve gelecek mücadelesidir. Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecinde yaşanan belirsizlikler, halkın yaşadığı çaresizlik ve işgaller karşısında ortaya çıkan direniş ruhu, kitabın satırlarında canlı bir şekilde hissediliyor. Bugün sonucu bildiğimiz için her şey bize net görünüyor. Oysa o günlerde insanların önünde kesin bir başarı garantisi yoktu. Bilim insanlarının "kolektif dayanıklılık" olarak tanımladığı kavram tam da burada karşımıza çıkıyor. Bir toplumun kriz anlarında ortak bir hedef etrafında birleşebilmesi, tarih boyunca birçok dönüşümün temelini oluşturmuştur. Milli Mücadele de bunun en güçlü örneklerinden biridir. Kitapta yalnızca savaşın değil, fikirlerin de mücadele ettiğini görüyoruz. Çünkü bir ülkenin geleceği önce düşüncelerde şekillenir. Bu nedenle eser, bağımsızlığın yalnızca askerî bir zafer değil, aynı zamanda zihinsel bir özgürleşme süreci olduğunu da hatırlatıyor. Yazarın dili akıcı ve sade. Tarihî olayları ağır bir anlatıma boğmadan okuyucuya ulaştırmayı başarıyor. Bu yönüyle kitap, tarih okumayı sevenler kadar bu alana yeni ilgi duyan okurlar için de güzel bir başlangıç niteliğinde. Bazen bir milletin kaderini değiştiren şey, sahip olduğu imkânlar değil; vazgeçmemekte gösterdiği kararlılıktır. "Ya İstiklal Ya Ölüm" sözü de bu yüzden sadece bir dönemin parolası değil, insan iradesinin sınırlarını aşan bir inancın ifadesidir. Serinin sonraki kitaplarında buluşabilmek dileği ile keyifli okumalar ve bol öğretiler dilerim.
Yarının Adamı 3 - Ya İstiklal Ya ÖlümCon Sinov · Masa Kitap · 2024517 okunma
8/10
·528 syf.··
2026 44. kitabı
Savaşın mahvet ettiği bir aile. Yeni bir başlangıç yapmak için Alaska’ya taşınır. Hiç hazırlıkları olmadan bu soğuk iklime giden bu aile her şeyin iyi gideceğini düşünürken aslında hayatlarının altüst olacağını bilemezler. Leni daha 14 yaşında vahşi Doğa’yla baş etmeye çalışan bir kız çocuğudur. Üstelik sadece vahşi olan doğa değil, koruması gereken bir de annesi vardır. En kötüsü de koşulsuz bir şekilde babasını seven annesi Cora. Her ne yaparsa yapsın ondan vazgeçmek istemez ta ki elleri kızına uzanana kadar. Bir annenin seçim yapma zamanı. Bir çocuğun ise yaşamaması gereken en büyük kabus belki de. Ayrıca bir yandan da güzel bir aşk yaşayan Leni ve Matthew, babası yüzünden en zor trajik bir hikayeye sahip olurlar. Bir kaza aslında bütün hayatınızı değiştirebilir. Bu kitapta tüm bunları okurken, aile olmayı, anne kız ilişkilerini, aşk, koşulsuz sevginin aslında çok da güzel olmadığını, birlik olmayı ve aynı zamanda yaşanması çok zor olan bir yerde kendini evinde hissetmeyi okuyorsunuz. Kitap belli bir yerden sonra öyle bir heyecanlanıyor ki, elinizden bırakamayacağınız yerlere doğru sürükleniyor. Kitabın sonunda kavuşma olsa da içiniz buruk olarak yaşıyorsunuz bunu çünkü hiçbir şey eskisi gibi de olmuyor. Ben isterdim ki Leni ve Matthew bu macerada en kazasız bir şekilde atlatsınlar, ama maalesef geçmişin izlerini hep üzerlerinde de taşıyorlar. Başta beni biraz zorlasa da detaylar sonrasında hikaye akıp gitti. İçimi burkan Severek okuduğum bir kitap oldu. 
Büyük YalnızlıkKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2019934 okunma
8/10
·158 syf.·
2026 64. kitabı
Güzel bir başlangıç yapan kitap, orta kısımlarından sıksa da son kısmı özellikle son söz kısmı defalarca okunmaya değer. Okurken çok zevk aldım özellikle son kısmında. Kitap ismi bana göre çok yanlış seçilmiş, zaten yaşar ön sözünde değiniyor buna, buna rağmen ben olsaydım kitap ismini şeyh ve Rüya koyardım. Tavsiye içermez, her kitap herkese nüfus etmeyebilir.
Alıntı
Şeyh ve ArzuSaffet Murat Tura · Metis Yayıncılık · 2002147 okunma