"biricik sevgim, biricik nefretimden doğdu.
erken görüp tanımadığım, tanımakta geç kaldığım;
tiksinilen bir düşmanı birden seçmemle
harika bir sevgi doğdu böyle."
içeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.