Kino, duraladı bir an. Bu doktor, onlardan biri değildi. Bu doktor, hemen hemen dört yüz yıllık bir süreden beri Kino'nun ırkını döven, aç bırakan, yağmalayan, aşağılayan bir ırktan geliyordu, bu ırk onları öylesine korkutmuştu ki, yerliler boyun eğip kapısına koşmak zorundaydılar hep. Bu ırktan gelen birine her rastladığında böyle olurdu Kino, güçsüzleşir, ürker, öfkeyle dolardı içi. Öfkeyle korku el ele yürürdü içinde. Doktorla konuşmaktansa, onu öldürmek çok daha kolaydı Kino için, çünkü doktorun ırkından gelenler, Kino'nun ırkından gelen herkese hayvanlara seslenircesine seslenirdi; kapıdaki demir halkaya uzanırken, öfkesi iyice kabardı, düşmanın gümbürtülü ezgisi kulaklarında zonkladı, dudakları kısıldı, yine de sağ eliyle şapkasını çıkarmaya davrandı. Demir halkayı hızla vurdu kapıya. Kino, şapkasını eline alıp bekledi. ...