Tara Brach’ın dediği gibi: “Hayatlarımızdaki en büyük trajedi belki de, özgürlük mümkün olduğu halde yıllarımızı aynı eski kalıpların içinde tutsak kalarak geçirmemiz… İnsanları çekincesizce sevmeyi, sahici olmayı, çevremizdeki güzelliklerin tadını çıkarmayı, dans edip şarkılar söylemeyi isteyebiliriz. Ama biz her günümüzü hayatımızı eksilten iç sesleri dinleyerek geçiriyoruz.”
Örneğin, “Baklava karın istiyorum” diye yazabilirsiniz. “Neden?” Neden baklava karın istiyorum? Buna mutlaka dürüstçe bir cevap vermelisiniz. “İyi görünmek için.” Sonra tekrar: “Neden?” “Kendim için.” Ardından bir süre bu cevaba bakıp aslında pek de dürüst olmadığınızı hissedebilirsiniz. “İnsanları etkilemek için.” Bunun üstüne de, ısrarcı bir Sokrates gibi, sormaya devam edin: “Neden?” “Çünkü onaylanmak istiyorum.” “Neden?” “Çünkü kendimi bir yere ait hissetmek istiyorum.”
Bana sorulan en zor soru şuydu: “Hiç kimsem yokken başkaları için nasıl hayatta kalabilirim?” Bunun cevabı, kendi farklı versiyonlarınız için hayatta kalmanız. Karşınıza çıkacak insanlar için, tabii, o da var ama aynı zamanda dönüşeceğiniz insanlar için de.